Ferve bin Müseyk

İslâm tarihinde, iki tane Ferve bin Müseyk adında sahabe vardır. Bunlardan biri Ferve bin Müseyke’dir. Diğeri ise bizim burada anlata-cağımız Ferve bin Müseyk (r.a) ise; aslı Murad oğullarından Yemenli olup kendisi şair dir.

Ferve bin Müseyk

Ferve Bin Müseyk
فَـَـرْوَةُ بْــنُ مُــسَــيْــك


 Baba Adı    :    Müseyk bin Hâris.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Yemen taraflarında doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 30. Miladi 650 yılında Kûfe’de vefat ettiği söylenir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ferve bin Müseyk bin Hâris bin Seleme bin el-Hâris bin Züveyd bin Mâlik bin Münebbih bin Ğutayf bin Abdullah bin Naciye bin Murad el-Muradi el-Ğutayfi aslı Yemenlidir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Sebre, Ebû Umeyr.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.


Ferve Bin Müseyk Hayatı


İslâm tarihinde, iki tane Ferve bin Müseyk adında sahabe vardır. Bunlardan biri Ferve bin Müseyke’dir. Diğeri ise bizim burada anlata-cağımız Ferve bin Müseyk (r.a) ise; aslı Murad oğullarından Yemenli olup kendisi şair dir. Bazen bu iki sahabenin hayat serüvenleri birbirine karıştırılmaktadır. Beni Muradlardan olan şair Ferve bin Müseyk (r.a)’ın Medine’ye gelişi, hicretin 10. yılında, Beni Zübeyd temsilcisi Amr bin Madikerb’in gelişinden önce idi.

Ferve bin Müseyk (r.a), Kinde krallarından ve onlara bağlılıktan yüz çevirerek Resûlullâh (s.a.v)’e tabi’ ve Müslüman olmaya geldi. Sa’d bin Ûbade’nin evine indi. Müslüman oldu. Ferve şairdi Sa’d bin Ûbade, ona Kûr’ân’ı Kerim’i, İslâmiyet’in farzlarını ve şeriatlarını öğretti.

Resûlullâh (s.a.v), Ferve bin Müseyk (r.a)’e:

      “-O gününüzü, Hemdanların gününü hâtırlıyor musun?” diye sordu.

Ferve bin Müseyk (r.a):

      “-Evet!”dedi.

Bunun üzerine, Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Ferve! Redm, Rezm günü kavminin uğradığı felaketin sana da bir kötülüğü, bir zararı dokundu mu?”diye sordu.

Ferve bin Müseyk (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Kavmi, benim kavmim gibi Rezm günü felâketine uğramış da, bundan kendisine bir kötülük, bir zarar dokunmamış kim var? Ev halkını ve kabileyi yok etti!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Fakat, bu İslâmiyet’te kavmine hayırdan başka bir şey eklemeye-cektir! Bu sağ kalanlar için hayırlıdır!”buyurdu.

İslâmiyet’ten biraz önceki günlerin birinde Hemdanlar, Ecda bin Mâlik’in kumandası altında Beni Muradların üzerine yürüyüp onlardan pek çoklarını istedikleri gibi öldürmüşler ve yaralanmışlardı. Bu hezimet günü Rezm, Redm, günü diye adlandırılmıştır. Rezm, Beni Muradların yurdunda bir yerdir.

Resûlullâh (s.a.v), Ferve bin Müseyk’i, Muradlar, Zübeydler ve Mezhiclerin bütününe Vali tayin etti. Hâlid bin Saîd Âs’ı da, Sadaka ve Zekât tahsil memuru olarak yanına kattı.

Hâlid bin Saîd için, içinde Sadaka ve Zekat miktar ve nisbetleri açıklanan bir de, yazı yazdı. Hâlid bin Said, Resûlullâh (s.a.v)’in vefatına kadar Ferve bin Müseyk (r.a)’in ülkesinde ve yanında bulundu.

Ferve bin Müseyk (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Kavmimin, Müslümanlığa yönelenlerini yanıma alarak, Müslümanlıktan yüz çevirenlerle çarpışayım mı?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

Ferve’nin, onlarla çarpışmasına izin verdi. Kendisine, on iki ukiye gümüş ihsan etti. Onu, soy bir deveye bindirdi. Giyinmek üzere Umman dokuması bir elbise de verdi. Ferve bin Müseyk (r.a), çıkıp gittikten sonra

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Gutayfi, (Ferve) ne yapıyor?” diye sordu.

Yola çıktığı haber verilince, arkasından adam gönderip geri çevirtti. Ashabından bazıları ile birlikte bulunduğu sırada Ferve bin Müseyk (r.a) geldi. Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen, o kavmi, İslâmiyet’e dâvet et. Müslüman olanların Müslüman olduklarını kabul et! Kim olmazsa, sana, yeni bir emir verinceye kadar, onlarla çarpışmakta acele etme!”buyurdu.

Ferve bin Müseyk (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Bizim yurdumuzun yanında Ebyen toprağı diye anılan bir toprak olup orası, bizim elverişli yerimizdir. Fakat, vebalı, hastalıklı bir yerdir!”dedi.

Resûlullâh (s.a v):

      “-Orayı bırak, oradan uzak dur! Çünkü, hastalığa yakın olmak, ölmek demektir!”buyurdu. 1

Ferveü’l Kati’i anlatıyor:

“-Allâh’ın Resûlüne geldim.

      “-Ey Allâh’ın Resûlü, kavmimden savaşa katılanlarla beraber olup, katılmayanlara karşı savaşamayacak mıyım?”dedim.

      “-Evet, savaşacaksın!”buyurdu.

Sonra biraz düşünerek:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü, savaşmayacağım, çünkü onlar Sebe’lidir. Bize göre çok güçlü!”dedim.

Allâh’ın Resûlü bana, bunlarla savaşmaya izin verdi.

Resûlullâh (s.a.v)’in yanından ayrıldığım zaman, Allâh, Sebe Sûresini indirdi. Allâh’ın Resûlü,

      “-Ferve ne yaptı?”diye merak etmiş.

Evime bir adam gönderib, beni çağırttı. Geldiğim zaman Allâh’ın Resûlü etrafında ashabı ile beraber oturuyordu.

      “-Kavmini savaşa davet et! Davete uyanları topla. Uymayanlar husu-sunda da, ısrar etme. Neticeyi de bana bildir!”buyurdu.

Cemaatten birisi:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü Sebe nedir? Bir yer ismi mi, yoksa bir kadının ismi mi?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sebe ne bir yer ismidir, ne de kadın ismidir. O, on çocuğu olan bir adamdır. Bunların altısı Yemen’de, dördü de, Şam’da yaşardı. Şam’da oturanlar; Lahm, Cüzam, Gassan ve Âmile’dir. Yemen’de oturanlarsa; Ezd, Kinde, Himyer, Eş’ariyyun, Enmar ve Mezhic’dir.” buyurdular.

Topluluk da bulunanlardan biri:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü, Enmâr kimlerdir?” diye sorunca,

Resûlullâh (s.a.v):

      “-O, Hasam ve Becikle kabileleridir!” buyurdular. 2

Başka bir kaynakta şöyle anlatılır:

Ebû Sebre Ferve bin Müseyk, bin el-Hâris el-Murâdi, aslen Yemenli olub Murâd kabilesinin reisidir. Bu kabilenin Gutayfi nisbesiyle de anılır. Bedir Ğazvesi esnasında Murâdlılar’la Hemdânlılar arasında meydan gelen ve “Rezm (Redm) günü” diye anılan savaşta bağlı bulundukları Kinde kral-ları kendilerine yardım etmediği için kabilesi çok ağır kayıblar verdi. Bundan dolayı Ferve Hicri 10. Miladi 631 yılında Kinde melikleriyle ilgisini keserek kabilesi adına Mediye’ye gitti ve Resûlullâh ile görüşerek O’na biat etti.

Medine’de kaldığı süre zarfında Sa’d bin Ubâde’nin misafiri olan Ferve bin Müseyk hem ondan hem de Resûlullâh (s.a.v)’den Kûr’ân-ı ve İslâm esaslarını öğrendi. Kavminden Müslüman olanlarla birlikte İslâm-iyet’i henüz kabul etmeyenlere karşı savaşmak için Resûlullâh’dan izin aldıysa da Medine’den ayrıldıktan sonra Resûlullâh (s.a.v), arkasından haberci göndererek Ferve’yi huzuruna getirtti:

Ona kavmini İslâm’a davet etmesini ve kendisinden bir tâlimat alın-caya kadar Müslüman olmayanlara karşı herhangi bir harekette bulunma-masını ısrarla tenbih etti. Resûlullâh (s.a.v) daha sonra Ferve’ye 12 ukiyye gümüş, iyi cins bir deve ve Uman kumaşından bir elbise hediye etmiştir.

Ferve bin Müseyk’i Murâd, Zübeyd ve Mezhic kabilelerine vali tayin eden Resûlullâh (s.a.v), bölgelerindeki Müslümanların zekâtını toplamaya yetkili olduğuna dair kendisine bir mektub verdi. Hâlid bin Said, bin Âs’ı- da sadakaları ve zekâtları tahsil etmeye memur olarak onunla beraber gönderdi. Hâlid bin Said, bin Âs Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatına kadar bu görevde kaldı.

İkinci halife Hz.Ömer (r.a) devrinde yani Miladi 634-644 yıllarında Kûfe’ye yerleşen ve zekât memuru olarak Mezhic’e gönderilen Ferve bin Müseyk’ın ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir. Ferve bin Müseyk’ın iyi bir şair olduğu söylenmekte ve Resûlullâh’dan bazı hadisler rivayet ettiği de bilinmektedir. 3

Ondan rivayet edilen hadislerden bir tanesi de Ebû Sebre en-Nehai’-nin Ferve’den rivayet ettiği şu hadistir:

“-Dedim ki:

      “-Ya Resûlallâh, kavmimden olup da savaştan kaçan kimselerle savaş etmiyeyim mi?”

Ferve den rivayet edildiğine göre ona, onları İslâm’a çağırmasını tav-siye etti. Bu olay yukarıda tafsilatıyla anlatıldı.

Sebe’ hakkında soru sordu. İbn-i Sa’d, Ebû Davud, Tirmizi ve İbn-i es-Seken, bunu hem uzun bir şekilde, hem de kısaca tahric ettiler. 4

Ferve bin Müseyk (r.a)’ın Hicri 30. Miladi 650 yılında vefat ettiğide söylenmektedir.

Bu sahabe hakkında ve âile bireyleri hakkında fazla bilgi yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-17-130 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-114 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-11-415 
4- el-İsabe İbn-i Hacer el-Askalani-4-20-No-6986