Ebû Cehm Âmir bin Huzeyfe bin Ğanm el-Kureyşi el-Adevi

Ebû Cehm Âmir bin Huzeyfe bin Ğanm el-Kureyşi el-Adevi (r.a), önemli bir sahabidir. Miladi 605 yıllarında Resûlullâh (s.a.v)’ın hakemlik yaptığı Kâbe’nin tamiri olayında güçlü kuvvetli bir genç olarak çalıştığı kaynaklarda zikredilmektedir.

Ebû Cehm Âmir bin Huzeyfe bin Ğanm el-Kureyşi el-Adevi

Ebû Cehm Âmir Bin Huzeyfe
أبُــو جَــهْــم عَــا مِــرُ بْــنُ حُــذَ يْــفَــة


 Baba Adı    :    Huzeyfe bin Ğanm.
 Anne Adı    :    Yüseyre (Beşire) bint-i Abdullah bin Ezât bin Riyah bin Abdullah bin Kurt bin Rizah bin Adiy bin Kâ’b.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 70. Miladi 690 yıllarında vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    1-Ümmü Külsüm bint-i Cervel 2-Havle bint-i Ka’ka 3-Habibe bint-i Cüneyd 4-Zücâce bint-i el-Hâris 5-Ümmü Bekre bint-i Abdullah 6-Meryem bint-i el-Esved, ve Ümmü veledleri…
 Oğulları    :    Abdullah el-Ekber, Muhammed, Humeyd, Abdullah el-Asğar, Süleyman, Sahra, Abdurrahman.
 Kızları    :    Meryem, Su’da, Ümmü Seleme, Habibe, Ümmü Ubeyd, Zeyneb, Suheyra, Ümmü Seleme, Zeyneb.
 Gavzeler    :    Huneyn, Tâif muhasarası sonraki savaşlar
 Muhacir mi Ensar mı    :    Hicret edemedi.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Cehm Amir bin Huzeyfe bin Ğanm bin Âmir bin Abdullah bin Âbid bin Âvic bin Âdiy bin Kâ’b Kureyşi Âdevi.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Cehm.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Cehm Âmir Bin Huzeyfe Hayatı

Ebû Cehm Âmir bin Huzeyfe bin Ğanm el-Kureyşi el-Adevi (r.a), önemli bir sahabidir. Miladi 605 yıllarında Resûlullâh (s.a.v)’ın hakemlik yaptığı Kâbe’nin tamiri olayında güçlü kuvvetli bir genç olarak çalıştığı kaynaklarda zikredilmektedir. Kureyş kabilesinin ileride gelenlerinden biri olup adının Ubeyd olduğu da rivâyet edilmiştir. Neseb ilmini, Arablar’ın meşhur savaşlarını ve şiiri iyi bilirdi.

Ebû Cehm Mekke’nin feth edildiği gün Müslüman oldu. Aynı gün Safâ tepesinde Resûlullâh (s.a.v)’e gelerek biat etti, ve, Medine’ye göç ederek Medine’ye yerleşti. Huneyn Ğazvesi’nde elde edilen ğanimetleri Ci’râne mevkiinde korumakla görevlendirildi. Malların taksiminden önce ğanimetten bazı şeyler almak isteyen Hâlid bin Bersâ ile aralarında çıkan kavğada onu yaraladı. Kısas isteyen Hâlid’e Resûlullâh (s.a.v) diyet vere-rek gönlünü aldı. Böyle bir olayın onun zekât memurluğu yaptığı sırada cereyan ettiği de Hz.Âişe (r.a) tarafından nakledilmektedir. Ancak bunla-rın aynı hadise olması ihtimali vardır.

Hz.Âişe (r.a) anlatıyor:

“-Resûlullâh (s.a.v) Ebû Cehm bin Huzeyfe’yi zekât toplamak üzere göndermişti. Adamın biri, zekât konusunda kendisiyle münakaşaya girişti. Ebû Cehm de vurup adamın başını yaraladı. (vurulan adamın yakınları) Resûlullâh (s.a.v)’e gelib:

      “-Kısas isteriz ey Allâh’ın Rasûlü!”dediler.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Kısas yerine şunu şunu alın!”buyurdu, ama kabul etmediler.

Resûlullâh (s.a.v) diyet miktarını arttırarak tekrar:

      “-Şunu şunu alın!”dedi. Yine razı olmadılar.

Resûlullâh (s.a.v) mikdarı biraz daha arttırarak tekrar:

      “-Şunu şunu alın!”buyurdu.

Bu defa razı oldular. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ben akşamüzeri halka hitab edib onlara diyete razı olduğunuzu bildireceğim!”buyurdu.

Onlar da:

      “-Tamam!”dediler.

Resûlullâh (s.a.v) da insanlara bir konuşma yaptı ve:

      “-Şu Leys kabilesi mensubları bana gelerek kısas istediler. Ben de onlara şunu şunu teklif ettim, kabul ettiler!”dedi.

Sonra şikâyetçilere dönerek:

      “-Kabul ettiniz değil mi?”diye sordu. Bu sefer adamlar:

      “-Hayır!”dediler.

Bunun üzerine Muhâcirler onların üzerlerine yürümeye kalktılar. Resûlullâh (s.a.v) onlara dokunmamalarını istedi. Muhâcirler de geri dur-dular. Daha sonra Resûlullâh (s.a.v), onları tekrar çağırdı, miktarı biraz daha arttırdı ve tekrar:

      “-Bu defa kabul ettiniz mi?”diye sordu.

Onlar da:

      “-Evet!”dediler. Resûlullâh (s.a.v)’de, onlara:

      “-Halka hitab edeceğim ve sizin diyete razı olduğunuzu bildirece-ğim!”buyurdu.

      “-Tamam!”dediler.

Resûlullâh (s.a.v) insanlara hitâbede bulundu, sonra adamlara dönüp:

      “-Teklif edilen diyete razı mısınız?”diye sordu. Onlar da:

      “-Evet!”dediler. 1

Ebû Cehm’ın Resûlullâh (s.a.v)’e değerli kumaştan yapılmış iki ucu işlemeli bir ihram hediye ettiği bilinmektedir. Resûlullâh (s.a.v), namaz kılarken bu ihram’ın kendisini meşğul ettiğini söyleyerek on Ebû Cehm’e göndermiş, hediyesinin iade edilmesine üzülmemesi için de ondan işlem-esiz ihramını istemişti. Bu olayı Hz.Âişe (r.a) şöyle anlatır:

“-Resûlullâh (s.a.v) çizgili bir elbise ile namaz kılmış, gözleri elbise-nin çizgilerine takılmış, namazı bitirince de şöyle demişti:

      “-Bu elbiseyi Ebû Cehm’e götürün, bana onun enbicâni’sini getirin, çünkü bu, az önce beni namazda meşğul etti!”buyurdular.

Enbicân; elde işlenmiş kaba kumaştır. 2

Ebû Cehm, Hz.Ömer döneminde itirazcı tabiatı sebebiyle halife tara-fından uyarılmış, Hz.Osman’ı hilâfetten uzaklaştırmak isteyen âsileri ikna etmeye gelen Hz.Ali’nin yanında o da bulunmuştu. Hz.Osman’ı şehid eden isyancılar onun cenaze namazının kılınmasına ve Baki mezarlığı’na defne-dilmesine karşı çıktıklarında Ebû Cehm hâlifenin namazını Allâh Resûlü’-nün kıldığını, o haliyle defnedilmesinin uyğun olacağını söylemiş, cenazeyi âsilerden kaçırarak üç kişiyle geceleyin Baki dışında bir yere gömmüştür.

Ebû Cehm, Hz.Ali, devrindeki olaylara karışmamıştır. Muâviye döne-minde onunla yan yana oturup sohbet ettiği, sert mizacı ve kırıcı konuşma-ları sebebiyle Muâviye tarafından uyarıldığı rivâyet edilmektedir. Ebû Cehm’in yüzyirmi yıldan fazla yaşadığı ve Kâbe’nin Abdullah İbn-i Zübeyr devrinde Hicri 64. Miladi 683 yılında ki yeniden tamirini gördüğü belirtil-mektedir. Bu durumda onun Muâviye devrinin sonlarına doğru Hicri 60. Miladi 680 yıllarında vefât ettiği rivâyetinden ziyade Hicri 70. Miladi 690 yılları civarında öldüğünü kabul etmek daha uyğun olacaktır.

Ebû Cehm, daha Câhiliye devrinde iken zararlı olduğunu farkederek içkiyi bıraktığını söylerdi. Müşrik kadınları boşamayı emreden Kûr’an’ın Mümtehine sûresinin onuncu âyeti nazil olduğunca Hz.Ömer’in boşadığı iki kadından biriyle o tarihlerde henüz müşrik iken evlenmişdi. Ashab’dan Fâtıma bint-i Kays, Ebû Cehm’in İslâmiyet’i kabul ettikten sonra kendisi ile evlenmek istediğini belirterek bu konuda Resûlullâh’ın fikrini sordu-ğunda Resûlullâh, onun sopasını omuzundan indirmeyen biri olduğunu söylemiş Ebû Cehm ile evlenmesinin uyğun olmayacağını ifade etmişti. 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Ebû Dâvûd-Diyet-13-4534-Nesâi-Kasâme-26 
2- Câmiu’l-Usûl-8-658-Namazın şartları-No-3.650-Buhâri-Salât-14-Ezan-93-Libas-19 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-10-118