Amr Bin Sâlim Bin Külsüm

Şair Küseyyir Azze’nin akrabası olan Amr bin Sâlim (r.a) kendisi de şairdi. Mekke’de Huzaâlar dan olub, hayatı hakkında fazla malumat yoktur. Ne zaman Müslüman olduğu kesin bilinmemektedir. Hudeybiye Sulhundan dönerken Resûlullâh’a bir koyun ve bir deve hediye ederek onun duasını almıştır.

Amr Bin Sâlim Bin Külsüm

Amr Bin Sâlim Bin Külsüm
عَــمْـرُو بْــنُ سَـا لِــمُ بْــنُ كُــلْـثُـوم


 Baba Adı    :    Sâlim bin Külsüm.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Amr bin Sâlim bin Külsüm el Huzai
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.


Amr Bin Sâlim Bin Külsüm Hayatı

Şair Küseyyir Azze’nin akrabası olan Amr bin Sâlim (r.a) kendisi de şairdi. Mekke’de Huzaâlar dan olub, hayatı hakkında fazla malumat yoktur. Ne zaman Müslüman olduğu kesin bilinmemektedir. Hudeybiye Sulhundan dönerken Resûlullâh’a bir koyun ve bir deve hediye ederek onun duasını almıştır. Denilir. Kinâne kabilesinden Enes bin Züneym Müslüman olmadan önce Resûlullâh’ı hicveden şiirler söylemiş, onu dinleyenlerden Huzâalı bir genç dayanamayıb Enes’ın başını yarmıştı.

Kinâne kabilesinin dostu olan Kureyşli müşrikler bu olaylar üzerine Müslümanların tarafını tutan Huzâa kabilesine bir gece aniden muthiş bir baskın yaptılar.

Sonra Beni Bekirlerin anlaşma hükümlerini ihlal ederek bir gece Huzaâlara saldırarak, bir çok insanı katlettiler. Böylece Hudeybiye sulh andlaşması’nı bozmuş oldular.

İşte tam bu sıralarda Amr bin Sâlim, Kırk kişilik bir heyetle Mekke-’nin fethinden önceleri Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’in yanına gelerek Resûlullâh’ın huzuruna çıkarak kabilesinin uğradığı baskını okuduğu uzun bir recez’le, şiirle anlatmak için O’ndan izin istedi. Resûlullâh, izin verince şiirini okudu.

Şiir’inde meâl olarak şöyle diyordu:

“-Ey Allâh’ım! Ben, bizim babamızla O’nun babası arasındaki eski ittifakı anıyor ve yardımını diliyorum.

O zaman, biz baba mevkiinde idik. Sen ise oğul mevkiinde idin.

Sonra, Müslüman olduk, Sana yardımdan el çekmedik.

Öyle ise, yüce Allâh’ın, sana hazırlamış olduğu yardımla bize yardım et! Destek ol!

Allâh’ın kullarını çağır, acele gelib imdadımıza yetişsinler!

İçlerinde, Allâh’ın Resûlü’nünde olduğu, yapılan zulme, öfkesinden renkden renge girdiği, savaşmaya hazırlandığı ve büyük bir ordunun başına geçmiş bulunduğu halde, denizler gibi köpükler saçarak akıp gelsinler!

Çünkü, Kureyşliler, Sana verdikleri sözde durmadılar,

Seninle yaptıkları en sağlam misakı bozdular.

Bizi Mekke’nin aşağı tarafında yerimizde gözetlediler, ğafil avladılar.

Halbuki, onlar, hem çok zaif ve önemsiz, hem de sayıca çok az idiler.

Benim, kimseyi yardıma çağırmayacağımı, çağıramayacağımı sandılar.

Bizi, Vetir’de geceleyin uykuda iken birden baskına uğrattılar.

Bizi rüku ve sücud halinde, Müslüman olduğumuz halde öldürdüler!”

Resûlullâh (s.a.v) :

      “-Siz, kimi suçluyor ve suçlu biliyorsunuz?”diye sordu.

Amr bin Sâlim:

      “-Beni Bekirleri!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Hepsi mi?”diye sordu.

      “-Hayır Suçladığımız, onların amcası oğulları Beni Nüfaseler dir! Kavmin başkanı da, Nevfel bin Muâviyetü’n-Nüfasidir!”dediler.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bu, Beni Bekirler’den bir kabiledir!” buyurdu.

Resûlullâh (s.a.v), daha sonra şöyle dedi:

      “-Ben, Mekkelilere adam gönderib bu işi onlara soracak, kendilerini, bazı hususları seçmekte muhayyer kılacağım!”buyurdu.

Şair Hassan bin Sâbitte söylediği bir şiirde:

      “-Beni Kâ’b’lar dan bir çok kişilerin, kılıçları kınlarında sokulu oldu-ğu halde, Mekke’nin batısında Kureyşliler tarafından öldürülüb bırakıldık-larını açıklar!”

Öldürülenler, yirmi veya yirmi üç kişi idi. Resûlullâh (s.a.v) Amr bin Sâlim’in şiirini dinledikten sonra ridasının eteğini toplayarak ayağa kalktı ve kalkarken de:

      “-Eğer, kendime yardım ettiğim şeylerle Beni Kâ’b lara yardım etmez isem, ben de yardım görmeyeyim! Varlığım, kudret elinde bulunan yüce Allâh’a and olsun ki: kendimi ve ev halkımı koruduğum şeylerle Huzaâ’ları da koruyacağım! Huzaâ’lar benden dir. Ben de Huzaâ’lardanım! Ey Amr bin Sâlim! Sen, yardım edilmiş oldun!”buyurdu.

O sırada, Resûlullâh (s.a.v)’e gökte bir bulut göründü. Gök, gürle-meye başladı. Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bu gök gürlemesi, Beni Kâ’b lara yardıma işarettir! Bu bulut yağ- mur yağdırırcasına, Beni Kâ’b lara yardım olunacaktır!”buyurdu.

Resûlullâh (s.a.v)’in zevcesi Hz.Meymune bint-i Hâris (r.a)’nın bil-dirdiğine göre:

“-Resûlullâh (s.a.v), benim evimde gecelediği ve namaz için kalkıb abdest aldığı sırada, üç kere:

      “-Lebbeyk! Davetine icabet ediyorum!”

Üç kere de:

      “-Nusirte! Sen, yardım edilmiş oldun!” buyurdu.

Hz.Meymûne (r.a):

      “-Yoksa, yanında bir kimse mi var?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Şu Kâ’b Oğullarının recez okuyucusu feryad ederek bana sesleniyor ve imdatlarına yetişmemi istiyor! Kendilerine karşı, Kureyşlilerin, Beni Bekirlere yardım ettiklerini söylüyor!”buyurdu.

Hadisenin vuku bulduğu sabah da, Resûlullâh (s.a.v), Hz.Âişe’ye:

      “-Huzaâlar da bir hadise çıktı!”buyurdular.

Hz.Âişe (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Kılıç onları yok etmişken, Kureyşiler seninle arala-rındaki muahedeyi bozmaya mı kalkıştılar dersin?!”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdu:

      “-Onlar, Allâh’ın olmasını dilediği iş için muahedeyi bozdular!”

Hz.Âişe (r.a) sordu:

      “-Yâ Resûlallâh! Bu iş, hayırlı mıdır, yoksa, zararlı mıdır?”

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Hayırlıdır!”buyurdu.

Aradan üç gün geçmişti. Resûlullâh (s.a.v) halka sabah namazını kıl-dırmıştı. Arkası halka dönük olarak Mescid’de oturuyordu. Kureyş, müş- rikleri Beni Bekirleri gizlice destekleyerek, Huzaâları yenip onlardan, öldüreceklerini öldürdükleri ve böylece, Resûlullâh ile aralarındaki ahd-ü misakı bozdukları zaman, Amr bin Salimü’l-Huzai yanına Huzaâlar dan kırk süvari alarak başlarına gelenleri anlatmak ve yardımını dilemek üzere Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’in yanına geldi ve baş ucunda durdu. 1

Yukarıda anlatılanların aynısı konuşuldu. Resûlullâh (s.a.v), kendile-rine yardım edeceğini söyleyerek Mekkenin fethiyle sonuçlanacak olan feth hazırlığını başlattı.

Mütevazi ve ibadete çok düşkün olan Amr bin Sâlim (r.a), Mekke fethi günü Resûlullâh’ın Beni Kâ’b kabilesine verdiği üç bayraktan birinin âlemdarı idi.

Kaynaklarda Amr bin Sâlim, bin Külsüm’ün hanımları ve âile bireyleri hakkında ve diğer yaşamı, katıldığı seferler rivayet ettiği hadisler hakkında, veya ölüm tarihiyle ilgili fazla hiçbir bilgi yoktur. 2

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal islâm Tarihi-15-170 
2- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-3-91