Amr Bin Hazm

Amr bin Hazm (r.a), Milâdî 613 yılında Medine’de doğmuş olup Hicretin 51. Miladi 671 yılında elli dokuz yaşlarında iken vefat etmiştir. Babası: Hazm bin Zeyd olup Annesinin ismi. Beni Saide’den Hâlide bint-i Enes bin Sinan’dır.

Amr Bin Hazm

Amr Bin Hazm
عَــمْـرُو بْــنُ حَــزْم


 Baba Adı    :    Hazm bin Zeyd.
 Anne Adı    :    Hâlid bint-i Ebu Enes bin Sinan.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 613 yıl, Medine’de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 51. Miladi 671 yıllarında, 59 yaşların da, iken vefat,etti. kabri Medine’de Cennet’ül Bâki de dir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    1-Amre bint-i Abdurrahman bin el-Hârisi el- Gassani 2-Sâlime bint-i Hâkim 3-Kebşe bint-i Huneys 4-Sevde bint-i Hârise 5-Ümmü Bilal bint-i el-Hâris bin Kays ve Ümmü veledleri..
 Oğulları    :    Dokuz tane oğlu vardı.
 Kızları    :    Sekiz tane kızı vardı.
 Gavzeler    :    Hendek sonrası tüm Seferler.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Amr bin Hazm bin Zeyd bin Levzan bin Amr bin Abdiavf bin Ğanm bin Mâlik bin el-Neccar el-Ensariy el- Hazreci, sonra Neccari dır.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Dahhâk
 Kimlerle Akraba idi    :    Ümare bin Hazm’ın kardeşidir. Meşhur kadı İbn-i Hazm’ın da dedesidir.


Amr Bin Hazm Hayatı

Amr bin Hazm (r.a), Milâdî 613 yılında Medine’de doğmuş olup Hicretin 51. Miladi 671 yılında elli dokuz yaşlarında iken vefat etmiştir. Babası: Hazm bin Zeyd olup Annesinin ismi. Beni Saide’den Hâlide bint-i Enes bin Sinan’dır. Amr bin Hazm’ın neseb silsilesi: Amr bin Hazm bin Zeyd bin Levzân bin Amr bin Abdi Avf bin Ğanm bin Mâlik bin Neccâr’dır. Ümera bin Hazm, büyük kardeşi idi. Künyesi Ebû Dahhâk idi.

Amr bin Hazm (r.a)’ın, âilesi Hicret-i Nebeviye zamanında tüm âile efradı ile birlikte İslâm dinine girmişlerdir. Bu sıralarda henüz küçük bir çocuk idi. Amr bin Hazm, yaşının küçük olması sebebiyle Bedir ve Uhud Ğazveleri’ne katılamadı. Hendek Ğazvesi sırasında Hicri 5. Miladi 627 yıllarında henüz on beş yaşlarında olduğundan bu ğazveye iştirak etmiştir. Bundan sonra hemen hemen bütün ğazvelere iştirak etmiştir.

Hicretîn 8. yılında Mekke’nin fethine katılmış ve arkasından Huneyn Ğazvesi’nde bulunmuştur. Hicri 9. Miladi. 630 yıllarında Tebük Seferi’ne iştirak ettikten sonra Hicri 10. Miladi 632 yıllarında Hâlid bin Velid ile birlikte Necrân’a gitmiş ve oranın ahalisi İslâmiyet’i kabul edince Hâlid bin Velid onu, oraya hakîm olarak tâyin etmiştir. Kendisine de bir muhtıra ver-erek hükümet işlerine dair nasıl davranacağını belirtti. Bu sıralarda yirmi yaşlarında bulunan Amr bin Hazm, dînî meseleler hususunda büyük bir dikkat ile durumu idare etmeye çalıştı.

Amr bin Hazm, Necrân’a giderken eşi Umre bint-i Abdurrahman bin Hârisî el-Gassânî’yi de beraberinde götürmüştü. Abdurrahman bin Harisi, (yâni hanımının babası) Necrân tarafında oturmakta ve Benî Sâide ile de halif bulunmaktaydı. Amr bin Hazm, Necrân’da ikinci yıllarını doldurur-ken bir oğulları oldu. Adını Muhammed koydu. Künyesini de Ebû Süley-man olarak koyunca, bunu haber alan Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bu çocuğun adı münasib, Muhammed olsun. Fakat, künyesini Ebû Abdülmelik koyunuz!”buyurdular. Ve, bundan sonra, Amr bin Hazm (r.a), Medine’ye geri döndü. Amr bin Hazm, Hicrî 51. Miladi 671 yıllarında Medine’de vefat etmiştir. Vefatında iki tane ailesi vardı. Birincisi Amre bint-i Abdurrahman olup ikincisi ise Sevde bint-i Hârise idi. Bu ikinci hanımı uzun müddet yaşamıştır.

Amr bin Hazm’ın dokuz erkek sekiz kız çocukları vardı. Bunlardan Necrân’da doğan oğlu Muhammed bin Amr bin Hazm, babasından hadîs rivayet etmesinden başka Hicri 63. Miladi 683 yılında Medine’de vuku’ bulan Harre Vak’ası’nda şehid olmuştur. Bu vahim günde Hazrec’in bayrağını o taşıyordu.

Amr bin Hazm (r.a), yirmi yaşında bir genç iken hükümet başkanlığı yapacak kadar bilgiye, ilmî kabiliyete, isâbet-i reye ve dirayete sahip idi. Karışık fıkıh meselelerini çözmekte mahir idi. Kûr’ân-ı Kerîm’i öğretmek-te, fıkıh ve İslâm’i ilimleri anlatmakta çok usta idi. Hadîs ravîlerinin hemen hepsi kendisinden hadîs rivayet etmişlerdir.

İctihad da, zamanının en büyük Âlimlerinden kabul edilen, Tefsir, Hâdis ve Fıkıh, ilimlerinde başlı başına bir otorite olan Kadı Ebû Bekr bin Muhammed, bin Amr, (İbni Hazm) Amr bin Hazm’ın torunu idi.

Amr bin Hazm, Ammâr ibn-i Yâsir’in beyân ettiğine göre, Sıffîn Savaşı’nda gerek Amr bin Âs’a ve gerekse Muâviye’ye bilmedikleri bâzı hadîs-i şerifleri okumuş ve öğretmişti:

      “-Ammâr’ı azğın bir cemaat öldürecektir!”

Bir defasında Muâviye’nin yüzüne karşı:

      “-Resûlullâh’dan duydum, diyerek: Halkın işleri, kıyamet gününde hükümdarlardan sorulacaktır!”Mealindeki Hadîs-i şerifi söylemiştir.

Muâviye, emîrlik için oğlu Yezid’e bîat toplamaya çalışırken, buna Amr bin Hazm, şiddetle itiraz ederek aralarında münakaşa yapmışlardır.

Amr bin Hazm, doğruyu söylemekten hiç çekinmeyen bir fazilet madeni idi. Âlim ve cesurdu. İbn-i Hişam’ın, ibn-i İshak’dan nakline göre:

“-Benî Haris bin Kâ’bların elçileri, hicretin onuncu yalında şevvalin son günlerinde veya Zilkade ayının başlarında yurdlarına dönüp gittikten sonra, Resûlullâh (s.a.v), onlara İslâm dinini iyice anlatmak, Sünneti ve İslâm’ın alâmetlerini öğretmek, zekât ve sadakalarını da, teslim almak üzre Amr bin Hazm’ı gönderdi. Kendisine bir de, yazı yazıp ona söyleyeceğini, o yazının içinde söyledi, nasıl emredeceğini, emretti. Yâni, İslâm şeriatını, Feraizini, ceza hükümlerini Yemenlilere öğretmesini emir etti.

Benî Hâris bin Kâ’blar, Yemen’in Necran bölgesinde oturdukları için Amr bin Hazm da, Necran’a gönderilmişti. Necran, Yemen’in Mekke tara-fındaki bölgelerindendir. Rivayete göre: ilk gelip burayı imâr eden kişi, Necran bin Zeydan, bin Sebe, bin Yeşcüb, bin Ya’rub, bin Kâhtan olduğu için, buraya, ondan dolayı, Necran ismi verilmiştir.

İbn-i Hişam’ın:

“-İbn-i İshâk, dedi ki:

“-İmam Ebû Yûsuf’un da:

“-Muhammed bin İshak, bana rivayet etti ki:

      “-Resûlullâh (s.a.v), Necran’a gönderdiği sırada, Amr bin Hazm için şöyle yazdı!”diyerek naklettiği yazıda şöyle buyrulmaktadır:

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“-Bu, Allâh ve Allâh’ın Resûlü tarafından bir beyandır. Bir emân ve garantidir. Ey iman edenler Akidleri yerine getiriniz! Bu, Allâh’ın Resûlü, Peyğamber Muhammed tarafından, Yemen’e gönderdiği, sırada Amr bin Hazm’e yazılan bir Ahd’dir. O, bütün işlerinde Allâh’dan sakınmasını ona emir etti. Çünkü:

      “-Allâh, hiç şübhesiz, sakınanların ve dâima iyilik edenlerin yanındadır!” 1

Onun yapacağı bir takım işler arasında ğanimetlerden, Allâh’ın tayin ettiği beşte biri ve meyvelerden zekât olarak Mü’minler üzerine farz kılı-nanları alma işini, Allâh’ın, Resûlüne emrettiği gibi hakkı tutması, gözet-mesi, halkı hayırla müjdelemesi ve onlara hayrı emir etmesi için emir verdi. O, aynı zamanda, halka Kûr’ân-ı öğretecek ve Kûr’ân’da olanları, onlara iyice anlatacaktır.

Abdestli olmadıkça, Kûr’ân’a el sürmekten insanları menedecek, insanlara, lehlerinde veya âleyhlerinde olanları bildirecek, doğru dürüst olan insanlara yumuşak, zalim ve haksız olanlara karşı da, sert ve katı davranacaktır. Çünkü, yüce Allâh, zulümden, haksızlıktan hoşlanmaz ve ondan men eder.

      “-Haberiniz olsun ki: Allâh’ın laneti, zalimlerin üzerindedir!” 2

Buyurur.

İnsanları, cennetle ve cennet amelleri ile müjdeleyecek, cehennemle ve cehennem amelleri ile de, korkutacaktır. Dini iyice anlamalarına kadar halka yakınlık gösterecek, Hac amellerini, Haccın sünnet ve farzlarını, Allâh’ın bu hususta emrettiği şeyleri, Hacc-ı ekberi ve Hacc-ı asgarı ki bu, Umre’dir, bunları öğretecek. Halkı, tek ve küçük bir örtü içinde namaz kılmaktan menedecek, iki ucu omuzlar üzerine atılabilecek genişlikte olan örtü içinde kılmak bundan müstesnadır:

Halkı, secdede avret mahalli yukarı doğru açılacak tek örtüye sarınıp bürünmekken ve başının saçını toplayıp ensesinde bağlamaktan menede- cek, insanlar arasında vuku bulacak harblerde kabile ve aşiretlere yapıla-cak dua yasaklanacak. Onlar, sadece bir olan, eşi ve ortağı bulunmayan yüce Allâh’a dua edecek, Allâh’a dua etmeyen, kabilelere ve aşiretlere dua eden kişiler, bir olan, eşi, ortağı bulunmayan Allâh’a dua, edinceye kadar kılıçla budanacaktır.

Abdest alırken, yüzlerini, dirseklerine kadar ellerini, bileklerine kadar ayaklarını güzelce yıkamayı ve Allâh’ın, kendilerine emir ettiği gibi başla-rına mesh etmeyi, ve, Namazı vaktinde kılmayı, rükû, sücud ve huşu’u tam yapmayı, Gecenin sonu olunca, sabah namazını, gün ortalanıb güneş doğudan batıya doğru eğilmeye başladığı zaman, öğle namazını, öğle vakti çıkıp güneş, arkasını arza çevirdiği zaman, ikindi namazını, gece gelince, yıldız-ların gökte görünme zamanına kadar geciktirilmeksizin, akşam namazını, gecenin ilk kısmında da, yatsı namazını kılmayı halka emir edecek,

Cuma için nida edildiği, ezan okunduğu zaman, cuma namazına koş-mayı ve camiye gitmeden önce Cuma için ğusletmeyi. Ğanimetlerden, Allâh’ın tayin ettiği beşte biri. Ürünlerden, Mü’minler üzerine zekât olarak farz kılınanları. Kaynakların suladığı ve göğün suladığı arazi ürünlerinden onda bir, ve kova ile sulanan arazi ürünlerinden de, yirmide bir almayı emir etti.

Her on deve’de iki koyun, her yirmi deve’de dört koyun, Her kırk sığır’da bir sığır ve her otuz sığır’da bir yaşını tamamlamış bir dana veya üç yaşına girmiş erkek veya dişi bir sığır, Mer’âda yayılan koyunlardan, her kırk koyunda, bir tane koyun vermek gerekir. Bu, Yüce Allâh tarafından, Mü’minlere farz kılınan zekâttır. Kim, hayrını artırırsa, o hayrı, kendisi için artırmış olur.

Yahudilerden veya Nasranîlerden can-u gönülden Müslüman olub İslâm dininin gereklerini yerine getirenler, Mü’minlerdendir. Mü’minlerin sahib oldukları haklara o da, aynen sahib, onların mükellef bulundukları vazifelerle o da, mükellef olur. Hıristiyanlığında veya Yahudiliğinde kal-mak isteyen kimse de, bundan men’ edilmeyecektir.

Erginlik çağma giren her ğayr-i müslim erkek veya kadın, hür veya köle tam bir dinar veya onun karşılığı bir elbise ödemekle mükelleftir. Kim bunu öderse, onun için, Allâh’ın ve Resûlullâh’ın himâyesi vardır. Kim de, bunu ödemekten kaçınırsa, o, Allâh’ın, Resûlü’nün ve bütün Mü’minlerin düşmanı olur.

Yüce Allâh’ın salât ve selamları, rahmet ve bereketleri Muhammed’in üzerine olsun!”

Resûlullâh (s.a.v) Necran’a gönderirken Amr bin Hazm için yazı yazdığı gibi, Necranlılar için de, bir yazı yazmış, onu, Amr bin Hazm ile göndermişti. Yazının içinde: Farzlar, Sünnetler ve diyet hükümleri vardı. Bu, içinde bir çok hükümlerin yer aldığı büyük bir yazı idi.

İmam Ebû Yûsuf’un Resûlullâh (s.a.v)’ın, Necranlılara yazdığı yazı-nın, onların ellerindeki nüshasıdır! Diyerek kayd ettiği yazıda şöyle denil-mektedir:

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“-Bu, Allâh’ın Resulü Muhammed Peyğamber’in Necran halkına yazdığı yazıdır: Her çeşit meyve, mahsul, altın, gümüş ve köle hakkında Allâh’ın hükmü onlara tatbik edilecektir! Bu hususta, üzerlerine düşen vazifeleri onlara anlat. Bu sefer, bunlardan alınacak vergiler kendilerine bırakılmıştır. Onlar, her yıl, bin tanesi Receb ayında, bin tanesi de, Safer ayında olmak üzere iki bin Evâki elbisesi ve her elbise ile birlikte bir ukıye- de, gümüş ödemekle mükelleftirler.

Bu elbiselerin tutarı hisablanıb haraç vergisinden eksik veya fazla: olduğu takdirde, fazlası düşülür, eksiği tahsil edilir. Onlardan alınacak zırhlar, atlar, binek hayvanları ve diğer eşyalar da, nisabla alınacaktır. Elçilerimin yirmi günlük veya daha az müddet zarfındaki ikamet ve sefer masrafları Necranlılara aiddir.

Elçilerim bir aydan fazla tutulamaz, bekletilemezler. Yemende bir harb çıktığı zaman, onlar, emânet olarak otuz zırh, otuz at, otuz deve vermekle’de, mükelleftirler. Elçilerimin emânet olarak aldıkları zırhlar veya atlar veya binek hayvanları, ya da, sair eşyalar kendilerine teslim ve bunlar-dan zayi’ olanlardan tazmin edilinceye kadar elçilerimin keffâleti altında bulunacaktır.

Necran ve çevresi, onların mallan, canlan, dinleri, hazır bulunma- yanları, bulunanları, aşiretleri, kiliseleri, az veya çok ellerinde bulunan her şeyleri Allâh ve Resulü’nün himayesindedir. Ne din adamının din adamlığı, ne papazın papazlığı, ne kâhinin kâhinliği değiştirilecektir.

Onların üzerinde ne bir faiz alacağı, ne de, cahilliyet devrinden kalma kan davası vardır. Onlar, ne bir zarara, ne bir güçlüğe uğratılacaklar, ne- de, yurdlarına ordu ayak basacaktır. Onlardan her kim, bir hak talebinde bulunursa ne zalim ne de mazlum olmalarına meydan verilmeksizin arala-rında adaletle hüküm olunacaktır.

Şeref sahibi kişilerden her kim, faiz alır, yerse, himaye taahhüdüm, ondan uzaktır. Onlardan biri, başka birinin yaptığı haksızlıktan dolayı sorumlu tutulmayacaktır. Onlar, haksızlık edib akidlerini bozmadıktan, öğüt dinledikleri ve hallerini düzelttikleri müddetçe, Allâh’ın takdiri gelin-ceye kadar bu yazıda yazalı olduğu üzere temelli olarak Allâh’ın himaye-sinde ve Resûlullâh Muhammed Peyğamber’in himayesindedirler.

Ebû Süfyan Sahr bin Harb, Ğaylan bin Anar, Beni Nasr’dan Mâlik bin Avf, Akra bin Hâbisü’l-Hanzali ve Mugîre bin Şu’be şâhid oldular.

Bu yazıyı, Abdullah bin Ebî Bekr, onlar için yazdı!”

Ömer bin Abdulaziz, Halife olduğu zaman, Medine’ye adam gönderib Resûlullâh (s.a.v)’ın zekât hakkındaki yazısı ile Hz.Ömer’in bu husustaki yazısını arattırdı. Resûlullâh (s.a.v)’in, Amr bin Hazm’e zekât hakkında yazdığı yazı, Amr bin Hazm’ın âilesinin yanın da bulundu.

Resûlullâh (s.a.v)’in bu husustaki yazısı gibi bir yazı da, Hz.Ömer âilesi nezdin de bulunub Muhammed bin Abdurrahman, her iki yazının suretini çıkarması için arandı. O da, bu yazıdaki deve, sığır, davar, altın, gümüş, hurma veya meyve, hububat ve üzüm zekât miktarlarını Amr bin Hazm için istinsah etti. Esasen, Resûlullâh’ın, zekât miktarları hakkında yazdırıb kılıcına bağladığı ve tavsiye ettiği, ömrü sona erdiği için, bütün zekât memurlarına tamim edemediği yazısı da, elde bulunuyor du.

Hz.Ebû Bekr ile Hz.Ömer, vefatlarına kadar bu yazıya göre amel ettiler. Hz.Ebû Bekr (r.a)’in, Enes bin Malik’i zekât tahsil memuru olarak Bahreyn’e gönderirken, onun için yazdırıb, üzerini, Resûlullâh (s.a.v)’in mührü ile mühürlemiş olduğu yazı da, Resûlullâh (s.a.v)’in, Hz.Ebû Bekr-’in yanında bulunan yazısına göre yazılmıştı.

Resûlullâh (s.a.v)’in vefatından sonra Necranlılar, Hz.Ebû Bekr’e gel-mişler, o da, içinde Resûlullâh’ın onlar hakkındaki yazısını anan ve özetle-yen bir yazı yazıb ellerine verdiği gibi, Hz.Ömer, Hz.Osman ve Hz.Ali’de, yazdıkları yazıda. Resûlullâh (s.a.v)’in Necranlılar hakkındaki yazısını anmışlardır.

Ömer bin Abdulaziz’de, Resûlullâh (s.a.v)’in, Hz.Ömer âilesi nezdin-deki bu yazısının bir nüshasını Abdullah bin Abdullah, bin Ömer ile Salim bin Abdullâh’dan alıb buna göre amel etmelerini zekât tahsil memurlarına emretmiş, bunu, Velide’de, yazıb göndermişti. O da, buna göre amel etme-lerini zekât tahsil memurlarına emir etmiş, ondan sonra gelen halifeler de, buna göre ameli emir etmekten geri durmamışlardır.

Daha sonra, Hişam da, o yazıdan birer nüsha çıkarttırılıb bütün zekât memurlarına gönderilmesini ve ona göre amel edilmesini emir ve tamim etmiştir.

“-Bismillâhirrahmanirrahim:

Bu, Allâh’ın, Resûlü’ne emir buyurmuş olduğu ve Resûlullâh’ın da Müslümanlara farz kıldığı zekât farizası nüshasıdır:

Her hangi bir Müslüman’dan, bu kitab da bildirilen miktarı vechiyle zekât istenilirse, o Müslüman, bu zekâtını versin. Bundan fazlası istenilir ise, ziyadeyi vermesin. Deve’den, her yirmi dördünde ve bundan aşağısın-da koyun olarak zekât, her beş devede bir koyundur.

Develer yirmi beşi bulunca, otuz beşe kadar bir yaşını tamamlamış dişi bir adet deve yavrusu, böylesi bulunmazsa, bir yaşını tamamlamış erkek bir adet deve yavrusu verilecektir. Develerin sayısı otuz altıyı bulun-ca, kırk beşe kadar iki yaşını tamamlamış dişi bir adet deve yavrusu, kırk altıyı buldukları zaman altmışa kadar üç yaşını tamamlamış puğur basacak bir deve düvesi.

Altmış bir olunca, yetmiş beşe kadar dört yaşını bitirmiş bir deve düvesi, Yetmiş altıyı bulunca, doksana kadar iki adet iki yaşını bitirmiş iki adet deve yavrusu, doksan bire erişince, yüz yirmiye kadar üç yaşını bitir-miş puğur basacak iki deve verilecektir.

Develerin sayısı yüz yirmiyi geçince, her kırk devede iki yaşını bitir-miş bir dişi yavru, her ellide üç yaşını bitirmiş bir yavru verilecektir. Sadece dört devesi olana, o dört deve için zekât yoktur. Meğer ki deve sahibi kendiliğinden vermek istesin.

Yılın bir çok günlerinde yaylakta güdülen koyunun zekâtı: kırktan yüz yirmi koyuna kadar bir koyundur. Yüz yirmiden ziyade olursa, iki yüze kadar iki koyundur. İki yüzden ziyade olursa, üç yüze kadar üç koyundur. Üç yüzden ziyade olursa, her yüz koyunda bir koyundur. Bir kimsenin yayılır koyunları, kırktan bir koyun noksan olursa, o koyunlara zekât yok-tur. Meğer ki sahibi, kendiliğinden vermek istesin.

Zekât endişesi İle, ayrı hayvanlar bir yere toplanmaz. Toplu olanları da, ayrılmaz. Malla, ortak olanlar, kendi aralarında farkı eşit olarak birbir-lerinden alırlar. Dişleri düşmüş yaşlı hayvan ile gözü sakat olandan ve tekeden zekât olmaz. Meğer, ki zekât sahibi kendiliğinden vermek istesin.

Halis gümüşten zekât: iki yüz dirhemde onda birîn dörtte biridir. Gümüş, sadece yüzdoksan dirhem olursa, ona zekât yoktur. Meğer ki sah-ibi kendiliğinden vermek istesin. Bir kimsenin develeri, dört yaşını tamam-lamış bir deve düvesi vermeyi gerektirecek sayıyı bulur da, kendisinin mallan arasında öylesi bulunmaz ve üç yaşını tamamlayanı bulunur ise, o, kabul edilir ve mümkünse, onunla birlikte iki koyun veya yirmi dirhem de, verir.

Bir kimsenin zekât, üç yaşında bir deve yavrusu vermeyi gerektirecek kadar olur da, develeri arasında üç yaşında yavru bulunmayıp dört yaşında olanı bulunursa, zekât olarak dört yaşındaki kabul edilir, ve zekât memuru, kendisine iki koyun veya yirmi dirhem iade eder. 3

Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatı’nda, Amr bin Hazm, Necran’da bulunuyor idi. Esved el-Ansi’nin İslâm’dan ayrılıb Peyğamberlik davasına kalkışma-sına bizzat şahid olmuştur. Hz.Osman ile kapı komşu olan Amr bin Hazm, Hz.Osman’a karşı ayaklananlara evinin kapısını açmış veya zorla açtır-mışlardı. Halifeyi şehid edenler onun evinden öbür tarafa geçmişlerdi

Kendisinden oğlu Muhammed, hanımı Sevde bint-i Hârise, Nadr bin Abdullah es-Sülemi ve Ziyad bin Nuaym el-Hadrami hadis rivayet etmiş-lerdir. Onun vasıtasıyla nakledilen hadisler Ebû Davud, Nesâi, İbn-i Mâce ve Dârimi’nin Sünenleri’yle İmam-ı Mâlik’in el-Muvatta’ında ve İbn-i Hibban’ın Sâhih’inde yer almıştır.

Âilesine Resûlullâh tarafından zehirli hayvan sokmasına karşı, ayrıca nazar ve kulak ağrısı için nefes etme rukye izni verilen Amr bin Hazm’ın Hz.Ömer döneminde vefat ettiği ileri sürülmüşse de, Yezid’e biat edilmesi hususunda Muaviye’ye karşı çıktığı da dikkate alınırsa Hicri 51-54 Miladi 671-674 yılları arasında vefat ettiğine dair rivayetlerin daha kuvvetli oldu-ğu görülmektedir. 4

İsmi bize ulaşan aile bireyleri, Hanımları:1-Amre bint-i Abdurrahman bin el-Hârisi el- Gassani 2-Sâlime bint-i Hâkim 3-Kebşe bint-i Huneys 4-Sevde bint-i Hârise 5-Ümmü Bilal bint-i el-Hâris bin Kays ve Ümmü veledleri vardı. Oğulları; Muhammed, Halid, Abdullah, Muaviye, Süley-man, Hârise, Âmir, Mâ’mer, Kızları, Hadrame. Ümmü…, Umare, Halide, Habibe, Meymune, Hafsa, Nâile, Cemile.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- Nahl-128 
2- Hud-18 
3- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-17-42-49 
4- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-3-85