Amr Bin Avf Bin Zeyd

İslâm tarihinde üç tane Amr bin Avf adında sahabe vardır. Bunlar Amr bin Avf el-Ensari, Amr bin Avf, bin Yerbü’, Amr bin Avf, bin Zeyd, anlatacağımız sahabe budur.

Amr Bin Avf Bin Zeyd

Amr Bin Avf Bin Zeyd
عَـمْـرُ بْــنُ عَــوْفُ بْــنُ زَيـد


 Baba Adı    :    Avf bin Zeyd.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Muaviye bin Ebû Süfyan devrinde, Medine de vefat etti. Kabri Cennetü’l-Bakidedir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bedir, Uhud, Hendek, Yemame. Yermük.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekke, Medine, Muhacir dir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Amr bin Avf bin Zeyd bin Müleyha bin Amr bin Bekir bin Efrek bin Osman bin Amr bin Udde bin Tabiha bin İlyas bin Mudar
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Abdullah el-Müzeni
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.


Amr Bin Avf Bin Zeyd Hayatı

İslâm tarihinde üç tane Amr bin Avf adında sahabe vardır. Bunlar Amr bin Avf el-Ensari, Amr bin Avf, bin Yerbü’, Amr bin Avf, bin Zeyd, anlatacağımız sahabe budur. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmeyen ancak Mekke de doğup Muaviye bin Ebû Süfyan zamanında Medine’de vefat eden bu sahabinin Vakidi’ye göre, Amr’ın sonunda Amr bin Avf el-Yemani sözü de bulunmaktadır. Bu sözle onun ya Yemen’de doğduğu veya Yemen de ikamet ettiği zikredilmekte ise de diğer eserlerde de bu söze rastlanma-dığından Mekke’de doğmuş olduğu tahmin edilmektedir.

Zira kabilesi Beni bin Amr bin Lüey’in Halifi yani yeminlisi idi. Amr bin Avf’ın künyesi, Ebû Abdullah’dır. İslâmiyetin ilk günlerinde Müslüman olan sahabelerden’dir. Mekke devrinde Resûlullâh (s.a.v)’in yanından hiç ayrılmamıştır. Hicreti Nebevi de diğer ashab ile birlikte Medine’ye hicret etmiştir. Resûlullâh (s.a.v)’in yapmış olduğu bütün gazvelere iştirak etmiş-tir. İlk önce Ebva mevkiine Resûlullâh’ın annesinin vefat etmiş olduğu Kariyye’ye ilk ğazvesini yapmıştır. Daha sonra diğer ğazvelerin hepsine iştirak etmiştir.

Bu arada kendisi ashabın fakirlerinden olduğu için Tebük seferi sıra-sında sefere iştirak etmek için çok çalışmıştır. Çünkü Tebük Seferi sırasın- da Arabistanda büyük bir kıtlık hüküm sürmekte idi. Ashabın büyük bir kısmı bu sefere iştirak etmek için erzak temininde zorluk çekiyordu. Ancak servet sahibi olan Sahabiler iştirakte zorluk çekmiyorlardı. Bu durumda karşısında Fakir olan sahabiler hep birlikte Resûlullâh (s.a.v)’in huzuruna çıkarak vaziyetlerini anlatıb kendilerininde sefere iştirak etmek istediklerini bildirdiler. Bunlar arasında Amr bin Avf, bin Zeyd’de vardı.

Resûlullâh (s.a.v) bu işlerin tanzimini Hz.Ömer’e bırakmıştı. Bu defa ona haber göndererek fakir ashabın cihad saadetinden mahrum bırakılma-masını istedi. Ancak hiç imkan bulamayanlar cihaddan müstağni bırakıl-dılar. Bu durum meydana gelince Cenabı Hak onlar için:

      “-Hani o adamlar ki senin onları bir şeye bindirmen (binek hayvanı) için sana geldiler. Sen de onlara bir şey yok ki size bindire-yim!”demiştin. Onların gözlerinden yaşlar akıyordu. Kederden başka sarf edecek bir şeyleri yoktu!” 1

Âyeti kerime’yi inzâl etti. Ve bu âyeti kerime den sonra Amr bin Avf, Tebük Seferi’ne iştirak etmiştir. Amr bin Avf, Hz.Ebu Bekr devrinde irtidat olayları baş gösterince bunları önlemek için hazırlanan orduya katıl-dı. Daha sonra Suriye taraflarına giden orduya’da iştirak ederek savaşlara katılmıştır. Hz.Ömer zamanında bu durum aynen devam etmişti Hz.Osman zamanında çıkan fitne olaylarından Amr bin Avf’ın ismine rastlanmamak-tadır. Hz.Ali zamanında meydana gelen Cemel Vak’ası’nda gerekse Sıffın Savaşı’nda Amr bin Avf (r.a)’in ismine rastlanamamıştır.

Bu itibarla onun tarafsız ve sessiz kaldığı hükmüne varılmıştır. Muaviye bin Ebû Süfyan devrinde artık oldukça yaşlanmış olduğundan Medine’ye çekilerek kendi halinde ve kendi hayatını yaşamaya başladığı sabittir. nitekim burada rahmeti rahmana kavuşarak Baki Kabristanı’na defnedilmiştir. 2

Onun rivayet ettiği hadislerden birisi şu mealdedir.

      “-Kim benim sünnetlerimden bir sünneti diriltirse İnsanlarda o sünnet ile amel ederlerse, o sünnetle amel edenlerin sevablarının bir katı ve kendi sevabı da yine kendisine verilir. Diğerlerinin sevablarından da hiçbir şey eksiltmez. Kim de dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi göstererk ortaya çıkarsa, o bidatla amel edenlerin yüklenecekleri günahlardan hiçbir şey eksilmeksızın kendi günahıyla birlikte kendisine yükletilecektir!” 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- Tevbe-92 
2- Ashab-ı Kirâmın Meşhurları-Hayati Ülkü-Sayfa-220 
3- Sünen-I İbn-I Mâce-Mukaddime-36-209