Alkame Bin Hâris

Alkame bin Hâris (r.a)’ın nerede ve hangi tarihte doğup hangi tarihte vefat ettiğine dair elimizde bir bilgi yoktur. Ayrıca bu sahabenin âile bireyleri hakkında da elimizde hiçbir bilgi yoktur. Sadece şu bilgi vardır.

Alkame Bin Hâris

Alkame Bin Hâris
عَـلْـقَــةُ بْــنُ اْلـحَـا رِث


 Baba Adı    :    Hâris.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Alkame bin Hâris Abdulkays kabilesinden.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.


Alkame Bin Hâris Hayatı

Alkame bin Hâris (r.a)’ın nerede ve hangi tarihte doğup hangi tarihte vefat ettiğine dair elimizde bir bilgi yoktur. Ayrıca bu sahabenin âile bireyleri hakkında da elimizde hiçbir bilgi yoktur. Sadece şu bilgi vardır.

Abdullah bin Abbas (r.a)’ den:

“-Abdülkays kabilesinin heyeti Resûlullâh(s.a.v)’e geldi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Hoş geldiniz! Memnun olacaksınız, pişman olamayacaksınız!”dedi

Onlar ise:

      “-Yâ Resûlallâh! Bizimle sizin aranızda, Mudar kabilesinden müş-rikler var. Biz ancak, Hac mevsimi’nde sana gelebiliriz. Bu sebeble, bize öyle güzel şeyler söyle ki, onları yaptığımızda cennete girelim. Ve burada bulunmayan yakınlarımızı da, onları yapmaya dâvet edelim!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v), onlara:

      “-Size dört şey emrediyor dört şeyi men ediyorum: Allâh’a inanmak, ve, yüce Allâh’dan başka ilah olmadığına şahadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, ramazanda oruç tutmak, ğanimetin beşte birini Beytü’l-Mal’e vermek. Yasakladığım dört şey ise: Şarab için kullanılan tabak, çanak ve ziftli kaplar kullanmamak!”buyurdular.

Alkame bin Hâris (r.a) anlatıyor:

“-Resûlullâh (s.a.v)’e geldim. Kavmimden gelen yedi kişilik heyetin yedincisi idim. Selâm verdim. Selâmımızı aldı, konuştuk. Konuşmaları- mızı dikkate şayan buldu.

      “-Siz nesiniz?”diye sordu.

      “-Mü’miniz!”dedik.

      “-Her sözün bir hakikati vardır. Sizin imanınızın hâkikâtı nedir, bunu ne ile ispat edersiniz?”diye sordu.

“-On beş haslettir. Beşini bize sen emrettin. Beşini elçilerin emretti.

Geri kalan beşine de biz, câhiliyyet devrinden şu âna kadar bağlıyız. Ancak, senin yasakladıklarını terk ederiz yâ Resûlallâh!”dediler.

Allâh’ın Resûlü (s.a.v):

      “-Size emrettiğim beş şey nedir?”diye sordu.

      “-Allâh’a, meleklerine, kitâblarına, peyğamberlerine, kadere, hâyır ve şerrin Allâh’dan olduğuna inanmamızı emrettin!”dediler.

      “-Elçilerimin size emrettiği beş şey nedir?”diye sordu.

      “-Elçilerin bize, Allâh’dan başka ilâh olmadığına, O’nun birliğine, ortağı olmadığına, Senin, Allâh’ın kulu ve Resûlü olduğuna şehadet etme-yi, farz olan namazı kılmayı, zekâtı vermeyi, Ramazan ayında oruç tutma-yı, gücümüz yettiği takdirde, Kâbe’yi ziyareti emretti!”dediler.

      “-Peki, câhiliyyet devrinde benimsediğiniz hasletler neler dir?”

      “-Bollukta şükür, belâya sabır, daima doğru söylemek, kazaya rıza, bir kimsenin başına bir musibet gelirse, düşmanımız da olsa buna sevin-memek!”dedi. O zaman Allâh’ın Resûlü:

      “-Ârif ve edibsiniz. Neredeyse bu hasletlerle Peyğamber olacaksınız. Bu ne şeref!” buyurdu, bize gülümsedi ve sonra:

      “-Size beş Haslet daha tavsiye edeceğim: Allâh, bunlarla bütün güzel hasletleri sizde toplar. Yemeyeceğiniz şeyleri toplamayın, biriktirmeyin, oturamayacağınız şeyi bina etmeyin. Yaptığınız işlerde birbirinize düşme-yin, yok olursunuz. Huzurunda toplanacağınız ve kendisine varacağınız Allâh’a itâat edin. Gidib’de Ebedi kalacağımız yeri arzulayın!”buyurdu.

Not: Yukarıda ki, oturulmayacak evin bina edilmemesi o zaman ki şartları içinde değerlendirilmelidir. Buna göre:Asr-ı sâadette herkes kendi evinde oturur ve ihtiyacından fazlaya sahip olmazdı. Ev için kira ve kiracı-lık müessesesi yoktu. Ayrıca İslâm’ın ilk devirlerinde tasarruf’a riayet mecburiyeti önde gelmekteydi. Çünkü İslâm’ın yücelmesi için Maddi imkânların çok dikkatli sarfı icap ederdi. Aslında her zaman israf etmemek islâmi bir esastır. 1

Şübhesiz ki en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-125