Ahnef Sahr Bin Kays

Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen, fakat cahiliyle devrinde doğmuş olduğu kati olan Ahnef hangi tarihte Müslüman olmuştur, o da kesin olarak belli değildir. Annesinin adı ise Habbe bint-i Amr bin Kurt bin Salebe, El-Bahiliyye’dir.

Ahnef Sahr Bin Kays

Ahnef Sahr Bin Kays
الأ حْــنَــفْ صَـخِــرُ بْــنُ قَــيْــس


 Baba Adı    :    Kays bin Muaviye.
 Anne Adı    :    Habbe bint-i Amr bin Kurt el-Bahili’dir.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 68 Miladi 688 de, Küfe’de vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bahr adında birtek oğlu vardı.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    İran’ın fethi, Irak savaşları
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ahnef Sahr bin Kays bin Muaviye bin Husayn bin Ubade bin Nazal bin Mürre bin Ubeyd bin Hâris bin Amr bin Kâ’b bin Sa’d bin Zeydümenat bin Temim Ebû Behr el-Temimi es-Saidi’.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebu Bahr, Lakabı ise Ahnef’dir.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.


Ahnef Sahr Bin Kays Hayatı

Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen, fakat cahiliyle devrinde doğmuş olduğu kati olan Ahnef hangi tarihte Müslüman olmuştur, o da kesin olarak belli değildir. Annesinin adı ise Habbe bint-i Amr bin Kurt bin Salebe, El-Bahiliyye’dir. Künyesi Ebû Bahr olup lakabı el-Ahnef’dir. adının Ahnef veya Dahhak olduğu hakkında ihtilaf vardır. Kuvvetli olan rivayete göre, el-Ahnef lakabı olup esas adı Sahr’dır. Kendisine Dahhak denilirse de bu ismi kullanmamıştır. Çünkü meşhur Dahhak bin Kays ile karıştırılmak istenmemiştir.

Bazılarına göre sahabe’dir bazılarına göre ise; sahabe değil tabiindir. Resûlullâh’ın devrinde doğdu. Fakat onunla görüşemedi denilir. Kimine göre; Resûlullâh (s.a.v) ile buluşmuş ve O’nun kendisi için dua etmiştir. Doğrusunu Allâh bilir.

Sahr bin Kays çocuk yaşta iken bacakları zayıf ve sakat idi. Sonra ameliyat edilerek bacakları çarpık kaldı. Bu yüzden kendisine çarpık bacaklı anlamına gelen el-Ahnef lakabı takılmıştır. Bu lakabı ismi olarak kabul edenlerde vardır. El-Ahnef Sahr bin Kays, İslam tarihinde Ahnef olarak anılmaktadır.

Baba tarafından Beni Temim’in Merre bin Ubeyd koluna, anne tarafından da Bahili’lerden Beni Avf bin Ma’n koluna mensup olması, Basra Temimi’lerince en büyük adamlardan biri olarak kabul edilmesine vesile oldu.

Ahnef Sahr bin Kays, kesin olarak bilinmeyen bir tarihte Medine’ye gelerek Resûlullâh (s.a.v) ile görüşmüş ve Müslüman olarak kabilesine geri dönmüştür. Beni Temim’e geldiğinde onları Müslümanlığa sokmak için oldukça büyük gayret sarf ederek bunda muvaffak olmuştur. Ahnef, Resûlullâh (s.a.v) zamanında Veda haccında bulunmaktan başka bir iş yapmamıştır.

Ahnef bin Kays anlatıyor :

“-Hz.Osman (r.a) zamanında Kâbe’yi tavaf ettiğim sırada, Leys sülâlesinden birisi, gelip elimden tuttu ve:

      “-Sana bir müjde vereyim mi?” dedi.

      “-Tabiî” dedim.

“-Hatırlıyor musun? Hani Allâh’ın Resûlü, beni senin kavmine göndermişti. Onlara İslam’ı anlatıyor, ve İslâm’a davet ediyordum. Sen de bana:

      “-Sen bizi hayra davet ediyor ve bize iyilik yapmayı emrediyor-sun!”demiştin. Hakikaten de o zat, hayra davet ediyordu. Bunu, Allah’ın Resûlü duyunca,

      “-Allâh’ım, Ahnef’in günahlarını bağışla” diye dua etti.

Ahnef şöyle diyordu:

      “-Benim bundan daha güzel hiçbir amelim yoktur!”

Allah’ın Resûlü, ashabından birisini, cahilliye devrinin büyüklerin-den birisine gönderdi. Onu Allah’a inanmaya davet edecekti. O:

      “-Beni davet ettiğin Rabbin nedendir? Demirden mi? Bakırdan mı? Gümüşten mi? Altından mı?” diye sormuş, giden zât, Allâh’ın Resûlü’ne gelip, vaziyeti anlattı. Allâh’ın Resûlü, onu ikinci defa gönderdi. Gene aynı konuşma cereyan etti. Durumu, Allâh’ın Resûlü’ne gelip tekrar anlattı. Allâh’ın Resûlü:

      “-Şânı yüce olan Allah gidip’de dâvet ettiğin kimsenin üzerine yıldırım indirdi ve onu yaktı!” dedi. Bu sırada:

      “-Allâh, yıldırımlar indirdi. Dilediğine isabet ettirir. İsabet ettirdikleri, Allah hakkında ileri geri konuşanlardır. Halbuki Allah çok güçlüdür!” âyeti indi. 1

Ahnef Sahr bin Kays (r.a), Resûlullâh (s.a.v) zamanında oldukça sâkin bir hayat yaşamıştır. Kendini gösterecek işler yapmamıştır. Fakat Hz.Ömer ve Hz.Osman zamanında büyük yararlıklar göstererek İran ve Horasan taraflarının korkulu rüyası olmuştur. Nitekim Hicri 23.Miladi 644 yılında Ebû Mûsa’el-Eşâ’ri’nın kumandası altında İran’ın zabt ve istilasında bulunmuştur.

Hz.Osman zamanında Hicri 29 Miladi 649 yılında Kum şehrinden harekete geçerek Kaşan ile İsfahan şehirlerini zabt etmiştir. Yine bu yıl içinde Abdullah bin Amir’in kumandası altında pek çok ve büyük yaralıklar göstererek Horasan’ın zabtında önemli rol oynamıştır.

Hicri 30 Miladi 651 yılına doğru Ahnef Sahr bin Kays, Abdullah bin Amir’in muşaviri olarak Kuhistan, Herat, Merv, Mevrud, Belh ve diğer mühim müstahkem mevkileri ve kaleleri zabt etti. İran hükümdarı üçüncü Yezdücerd’ü takip etmesine rağmen yakalamaya muvaffak olamadı.

Ahnef Sahr bin Kays (r.a), Belh’de iken buradan Harzem üzerine bir sefer yaptı ise de bunda istediği veya arzu ettiği neticeyi elde edemedi. Ahnef, İran’da iken, İran kabileleri diğerlerini Müslümanların aleyhlerine tahrik etmeye başlayınca sert tedbirlere başvurarak, tahribatı önlediği gibi bu işleri yapanları da cezalandırdı.

Daha sonraları, Maveraünnehir bölgesinde meydana gelen birçok müşkilatı, mahirane tedbirlerle önledi. Ve bütün bunların sonucunda Horasan bölgesine vali vekili olarak atandı. Daha sonra Horasanın bir şehrinde valilik yaptı. Onun hatırasını yaşatmak için Merverrüz civarın-daki bir kaleye Kasrü’l Ahnef, o yöredeki bir yere de Rüstâku’l-Ahnef adı verilmiştir.

Bu fetihlerden sonra Basra’ya dönen Ahnef Sahr bin Kays, Hz.Osman’ın şehid edilmesinden sonra meydana gelen iç olaylar da Temim kabilesi reisi olarak Hz.Ali (r.a)’ın halifeliğinin başlanğıcındaki hadiselere pek karışmadı ve, Cemel vak’ası’nda Hz.Ali tarafını tutmuş ise de kendi kabilesi Beni Temim’i bu olaya faal bir şekilde iştirak ettireme-miştir. Ancak hicri 36 Miladi 656 yılında Basra Temimi’lerinden 4000 kişinin tarafsız kalmasını temin etmiştir.

Ahnef bin Kays’dan rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir:

“-Şu adama (Hz.Ali’ye) yardım etme niyeti ile çıktım. Ebû Bekre ile karşılaştım. Bana:

      “-Nereye gidiyorsun?”diye sordu.

      “-Şu adama yardım etmeye gidiyorum!”dedim.

O bana:

“-Geri dön. Çünkü ben Allâh Resûlü’nün şöyle dediğini duydum:

      “-İki Müslüman kılıç kılıca karşılaştıklarında öldüren de öldürülen de ateştedir!”

Resûlullâh (s.a.v)’e sordum:

      “-Öldüreni anladım da ya şu öldürülen niçin ateştedir ey Allâh’ın Resûlü?”

Allâh Resûlü şöyle buyurdu:

      “-Çünkü o da arkadaşını öldürmek istiyordu!” 3

Hicri 37 Miladi 657 yılında meydana gelen Sıffin muharebesinde Ahnef Sahr bin Kays Hz.Ali’nin tarafını tuttu. Bu savaş sonunda hakeme başvurulduğunda, Ebû Mûsa el-Eşari’nin hakem olarak gönderilmesine ilk itiraz eden kişi oldu. Sıffin savaşından ve ondan sonra meydana çıkan olaylardan dolayı Ahnef Sahr bin Kays uzun müddet sessiz ve sakin olarak Basra’da ikamet etti.

Ahnef Sahr bin Kays, Muaviye bin Ebi Süfyan devrinde de nüfuz ve itibarını ve itibarını korudu. Muaviye’nin oğlu Yezid’i veliahd tayin etmek istediği zaman Şam’a çağırarak fikirlerine müracaat ettiği şahıslar arasında o da var dı. Bu meseleyle ilgili olarak herkes muvafakat ve takdirlerini belirtirken Ahnef Sahr bin Kays (r.a):

      “-Yalan söylersem Allâh’dan korkarım doğru söylersem sizden!” diyerek muhalefetini ifade etmekten çekinmedi.

Ahnef Sahr bin Kays (r.a) Muaviye ve Yezid dönemlerinde daha çok Basra’da birbirleriyle ihtilaf halinde olan kabileleri birleştirmek için gayret sarfetti. Hatta zaman zaman bu kabileler arasında çıkan silahlı çatışmaları önleyip barışı temin etmek için şahsi servetini bile harcamaktan kaçınmadı. Onun asıl maksadı birlik ve beraberliği sağlayıp asıl ortak düşman Hariciler le mücadele etmekti.

Emevi hükümdarı Abdülmelik bin Mervan zamanında Hicri 65 Miladi 685 yılında Basralıların Ezraki’lere karşı bir sefer açılması isteğini reddederek kabilesini büyük bir bâdireden kurtarmış oldu. İki yıl sonra Hicri 67. Miladi 687 yılında Muhtarü’s-Sakafi âleyhine azimle hareket etti. Muhtar’a karşı Mus’ab bin Zübeyr’in girişmiş olduğu harekatta, kendi kabilesinin kumandanlığını yaparak Mus’ab İbni Zübeyr’in ona karşı muvaffak olmasını sağladı.

Hicri 67 Miladi 687 yılında Küfe’nin işgalinden sonra artık çok ihtiyarlamış bir halde Küfe’de oturdu ve kendi halinde yaşamak istedi. Ancak kısa bir müddet sonra vefat etti. Zürriyetinden hiç kimse yoktu. Vasiyeti üzerine cenazesini, Mus’ab bin Zübeyr kıldırdı. Mus’ab cenaze namazından sonra uzun bir konuşma yaparak el-Ahnef Sahr bin Kays’ın İslamiyet’e yapmış olduğu hizmetlerden övgü ile bahsetti ve şöyle dedi:

      “-İşte buğün hazm (ileri görüşlü) ve Re’y (keskin görüş ve zekâlı) birini yitirdik!”

Ahnef Sahr bin Kays darbı mesel haline gelecek yumuşak huylu, zeki, cesur, iyilik sever ve âlim bir kimse idi. Savaşlarda aldığı bir yara veya geçirdiği bir hastalık sebebiyle bir gözünü kaybetmişti. Tek oğlu olan Bahr’ın çocuğu olmadığı için nesli devam etmemiştir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun


1- Rad-13 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-118 
3- Muhtasar Fethü’l-Bâri İman böümü-1-113-No-31