Afif El-kindi

Eş’as bin Kays’ın amcasının oğludur. Kimine göre amcasıdır. Taberi bunu kesin olarak bildirdi. Kimine göre kardeşidir. Çoğunluğa göre onun amcasının oğlu ve anne bir kardeşidir. Ebû Nuaym da bunu kesin olarak söyledi.

Afif El-kindi

Afif El-kindi
عَــفـِـيــفَ اْلـكـِـنْــدِي


 Baba Adı    :    Kays bin Ma’dikerb.
 Anne Adı    :    Kebşe veya Kübeyşe.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Şurahbil bin Kays bin Ma’dikerb bin Muâviye bin Cebele bin Adiy bin Rebia bin el-Hâris bin Muâviye bin Sevr el-Kindi’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Afif el-Kindi.
 Kimlerle Akraba idi    :    Eş’as bin Kays’ın amcası oğludur.


Afif El-kindi Hayatı

Eş’as bin Kays’ın amcasının oğludur. Kimine göre amcasıdır. Taberi bunu kesin olarak bildirdi. Kimine göre kardeşidir. Çoğunluğa göre onun amcasının oğlu ve anne bir kardeşidir. Ebû Nuaym da bunu kesin olarak söyledi. İbn-i Hibbân der ki:

      “-Onun Resûlullâh (s.a.v) ile sohbeti vardır!”

Taberi şöyle der:

      “-Adı, Şurahbil’dir. Afif ise lakabıdır!”

Câhız der ki:

      “-Adı Şerâhil’dir. Şu beyitlerindeki sözünden dolayı “Afif”diye lakab-landırılmıştır.

      “-De ki; gel bizim hakkımızda bildiklerinden artık ben Afif oldum!”

Beğavi, Ebû Ya’lâ ve el-Hasâis’de Nesâi ile ed-Duafâ adlı kitabında Ukayli, Esed bin Vedâa tarikiyla ibn-i Yahya bin Afif, babası dedesinden rivayet ederek dedi ki:

“-Cahiliye devrinde Mekke’ye geldim, çoluk çocuğuma bir şeyler almak istiyordum. Abbas’a geldim, yanında oturdum. Kâbe’ye bakıyor-dum. Güneş, gögün tam ortasındaydı. Bir genç gelib Kâbe’ye karşı durdu. Sonra çok geçmeden bir çocuk gelib sağında durdu, daha sonra bir kadın gelib arkalarında durdu. Genç rükûa vardı, arkasından çocuk ve kadın da rükûa vardılar. Sonra başlarını kaldırdılar, sonra secdeye vardılar dedim ki:

      “-Ey Abbas!Bu büyük bir iştir!”

      “-Evet!”diye cevab verdi.

      “-Bu kimdir?”diye sorunca, şöyle cevab verdi:

“-Bu kardeşimin oğlu Abdullah’ın oğlu Muhammed’dir. Çocuk da diğer kardeşimin oğlu Ali’dir. Kadın ise Hadice’dir. Bana bildirdi:

      “-Göklerin ve yerin Rabbi, bu dini emretti. Şu anda Allâh’a kasem ederim ki yeryüzünde bu üç kişiden başka bu din üzere hiç kimse yoktur!”

Afif el-Kinde dedi ki:

      “-O anda onların dördüncüsü olmayı çok istedim!”

İbn-i Abdilber der ki:

“-Onun Buhâri’nin tarih’inde, Beğavi, İbn-i Mende ve el-Ğaylâniyyât isimli kitâbın sahibi ve hepsinin Ya’kûb bin İbrahim bin Sa’d, babası, Muhammed bin İshak, Yahyâ bin Ebû el-Eş’as, İsmail bin İyâs, bin Afif, babası, dedesinden tahric ettikleri bir hadisi vardır. Benzerini andı ve sonunda şöyle dedi:

      “-O’na, sadece hanımı ve amcasının oğlu uydu. Kisrâ’nın ve Kayser’-in ülkeleri ve hazinelerinin kendisine fethedileceğini iddia ediyor!”

Afif el-Kindi sonradan Müslüman olduğunu söyleyerek şöyle diyordu:

      “-Allâh eğer bana o gün İslâm’ı ihsan etseydi, Ali bin Ebû Talib ile beraber Müslüman olan ikinci kişi olma şerefine nail olurdum!”

Buhâri der ki:

      “-Bunda ona uyulmaz!”

Hâkim, el-Müstedrek’te bu varyanıttan rivayet etti. Ancak onun katında, İyâs’ın yerine Amr’ı zikrederek:

      “-İsmail bin Amr bin Afif’den!”şeklinde olmuştur.

İbn-i Fethûn, bu Afif hakkında şöyle der:

      “-Bâverdi onu, “Ufeyf”diye kaydetti. Fakat çoğunluk “Afif”diyor!” 1

Başka bir rivayette ise Afif’el-Kindi şöyle dedi:

“-Ben ticaret adamı idim. Abbâs bin Abdülmuttâlib de ticaret adamı idi. Yemene gelir, ıtır koku satın alıb Hacc mevsiminde satardı. Kendisi dostumdu. Câhiliye devrinde Mekke’ye gidip, Abbas bin Abdülmuttâlib-’ in evine inmiştim. Âile halkıma, Mekke elbisesi ve ıtırından satın almak istiyordum. Abbas’ın yanında oturuyor, güneş gökte yükseldiği zaman, Kâbe’ye bakıb duruyordum. O sıralarda olğunluk çağına ermiş bir genç, Kâbe’nin yanına vardı.

Başını, göğe kaldırıb baktı. Sonra da ayakta Kâbe’ye yöneldi. Sonra bir çocuk gelib O’nun sağına durdu. Çok geçmeden, bir kadın gelerek onların arkalarına durdu. Sonra olğun genç, eğilib rükûa varınca, çocuk- da, kadın da, rükü ettiler. Olğun genç, rükûdan başını kaldırıb doğruldu. Çocuk’da, Kadın’da, rükû’dan başlarını kaldırıb doğruldular. Olğun genç, secdeye gitti. Çocuk’da, kadın’da, secdeye gittiler.

Ben dedim ki:

      “-Ey Abbâs! Ben, büyük bir iş, şaşılacak bir hadise görüyorum!?”

Abbas bin Abdulmuttalib:

      “-Evet! Büyük bir iştir!”dedi, ve, bana:

      “-Bu olğun genç, kimdir biliyor musun?”diye sordu.

”-Hayır! Bilmiyorum!”dedim.

      “-Bu, Muhammed bin Abdullah, bin Abdülmuttâlib’dir, Kardeşimin Oğludur!”dedi.

      “-O’nun yanındaki şu çocuk kimdir biliyor musun?”diye sordu.

      “-Hayır! Bilmiyorum!”dedim.

      “-O, Ali bin Ebû Tâlib, bin Abdülmuttâlib’dir. Kardeşimin oğludur. Şu kadının kim olduğunu biliyor musun?”diye sordu.

      “-Hayır! Bilmiyorum!”dedim

      “-O da, Hadice bint-i Huveylid’dir ve şu kardeşim oğlunun zevce-sidir. Kardeşimin oğlu, bize, senin şu gördüğün ve onların’da sâlik bulun-dukları bu dini, kendisine, göklerin ve yerin Rabbi olan yüce Allâh’ın emrettiğini söylemektedir. Vallâhi, ben bütün yer yüzünde bu dinde şu üçünden başka bir kimse bulunduğunu bilmiyorum!”dedi.

Yıllar sonra Afif’el-Kindi şöyle der:

      “-Ah! Ne olurdu, o zaman, iman edeydim de, ikinci erkek Mü’min ben olaydım! Onların dördüncüleri olmayı, ne kadar arzu ederdim!” 2

Afif el-Kindi hakkında elimizde bundan fazla bilgi bulunmamaktadır.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- el-İsabe İbn-I Hacer el-Askalani-3-431-432-No-5590 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi -3-92-98.