Abdullah Bin Zeyd

İslâm tarihinde dört tane meşhur Abdullah bin Zeyd isminde sahabe vardır.

Abdullah Bin Zeyd

Abdullah Bin Zeyd
عَــبْـدُاللهُ بْــنُ زَيـد


 Baba Adı    :    Zeyd bin Abdürabbih.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 590.yıl Medine’de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 32. Miladi 652 yılında, 64 yaşlarında iken Medine’de vefat etti. Kabri Medine’de Cennetü’l-Bâki’de dir.
 Fiziki Yapısı    :    Ne kısa, ne uzun boylu, orta boyluydu.
 Eşleri    :    Sa’de bint-i Küleyb ve Yemenli bir kadın,
 Oğulları    :    Muhammed.
 Kızları    :    Ümmü Humeyd.
 Gavzeler    :    Bedir, Uhud, Hendek, Mekke fethi, Huneyn Tâif kuşatması gibi bir çok seferlere iştirak etti.
 Muhacir mi Ensar mı    :    2.Akabe bey’atına katılan Ensâr dandır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    6 veya 7 tanedir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Zeyd bin Abdürabbih bin Sa’lebe bin Zeyd Benicüşem İbnü’l-Hâris, bin Hazreci el-Ensâri el- Hazreci el-Hârisi’lerden dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Muhammed-Ebû Amr-Sâhibü’l-Ezân.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.


Abdullah Bin Zeyd Hayatı

İslâm tarihinde dört tane meşhur Abdullah bin Zeyd isminde sahabe vardır. Bunlar: 1-Abdullah bin Zeyd bin Âsım Nesibe hatun’un oğlu dur. 2-Abdullah bin Zeyd el-Cüheni, 3-Abdullah bin Zeyd, bin Âmr bin Mazin, 4-Abdullah bin Zeyd, bin Sâ’lebe. Resûlullâh’ın müezzini. Anlatacağımız kişi bu sahabedir. Abdullah bin Zeyd (r.a), Takriben Miladi 591 yılın da Medine’de doğmuş olub yine Medine’de Hicri 32. Miladi 654 yılında altmış dört yaşlarında vefat etmiştir. Künyesi; Ebû Muhammed, Ebû Amr. Lakabı ise; Sahibü’l-Ezân’dır. Annesinin adı bilinmemektedir,

İslamiyetten önce, Arablarda, yazı yazan pek az insan bulunurken, Abdullah bin Zeyd (r.a), yazı yazardı. Abdullah bin Zeyd, İkinci Akabe bey’atı’nda hazır bulunmuş. Bedir, Uhud, Hendek Savaşları’na,ve diğer bütün savaşlara katılmıştır. Onun en meşhur olayı Ezan hakkında rüya görmüş, gördüğü rüyayı Resûlullâh (s.a.v)’e aktarmıştır. Mekke’nin fethi sırasında Hârise bin Hazreclilerin bayrağını taşımıştı. Abdullah bin Zeyd, Hicretin 32. yılında altmışdört yaşlarında vefat edince cenaze namazını halife Hz.Osman (r.a) kıldırmıştır. 1

İslâmiyete yapmış olduğu en büyük hizmet bu güne kadar İslâm ülkelerinin semalarında yankılanan ezanın ilk defa onun tarafından rü’ya görüb Resûlullâh (s.a.v)’e bildirib kabul edilmesidir.

Hicretin birinci yılında, Mescid-i Nebevi yapıldığı zaman, ibadet vakitlerini yakın ve uzaktaki Müslüman halka bildirib duyurma ğaye ve maksadiyle neler yapılabilir diye, Resûlullâh (s.a.v), ve ashâbıyla meşve-retler yapıldı. Zira uzaklarda oturanlar, namaz vakitlerini nasıl duyud, Mescide geleceklerdi. Bu arada bir çok fikirler ortaya atıldı kimi:

      “-Bayrak dikelim!”

Kimi:

      “-Çan çalalım!”

Kimi:

      “-Boru çalalım!”

Kimi:

      “-Ateş yakalım!”dediler.

Fakat, bunların hiç birisi kabul görmedi. Çünkü, bunlar genellikle ğayrı müslimlerin işi idi. İşte, bu konuşmalar sürüb giderken Ensâr’dan Abdullah bin Zeyd (r.a), bir sabah Resûlullâh (s.a.v)’e gelerek:

      “-Yâ Resûlallâh! Bu gece, ben uyurken, üzerinde iki parçadan yeşil elbisesi bulunan, elinde bir çan taşıyan, bir adam yanıma uğrayıb, beni dolaştırdı!”

Abdullah bin Zeyd (r.a), ona:

      “-Ey Allâh’ın kulu! Bu çanı satar mısın?”dedim

      “-Ne yapacaksın onu?”dedi

      “-Onunla namaza davet edeceğiz!”dedim.

      “-Ben, sana ondan daha hayırlı olan bir şeyi göstereyim mi?”dedi.

      “-Olur! Peki nedir o?”dedim.

“-Allâh-u ekber! Allâh-u ekber! Allâh-u ekber! Allâh-u ekber!

Eşhedü enlâ ilâhe illallah! Eşhedü enlâ ilahe illallah! Eşhedü enne

Muhammed’en Resûlullâh! Eşhedü enne Muhammed’en Resûlullâh!

Hayye alessalâh! Hayye alessalâh! Hayye alelfelâh! Hayye alelfelâh!

Allâh-u ekber! Allâh’u ekber! Lâilahe illallâh!”dersin dedi.

Benden biraz geri durduktan sonra, namaza kalkacağım sırada da:

“-Allâh-u ekber! Allâh-u ekber!

Eşhedü enlâ ilahe illallah! Eşhedü enne Muhammed’en Resûlullâh! Hayye alessalâh! Hayye alelfelâh! Kadkametissâlah! Kadkamatissâlah! Allâh-u ekber! Allâh-u ekber! Lailahe İllallâh! Dersin!” dedi. 2

Bunun üzerine, Resûlullâh (s.a.v):

      “-İnşâallah, bu hak rü’yadır. Bilâl ile birlikte kalkta gördüğünü ona öğret de, Ezan’ı o okusun. Çünkü, onun sesi, seninkinden daha yüksek ve daha gürdür!”buyurdular.

Bilâl ile kalktık, ben, ona öğretmeye, oda, okumaya başladı. Evinde bulunduğu sırada, Ömer bin Hattab (r.a) bunu işitir işitmez ridasını sürü-yerek dışarı çıktı ve:

      “-Yâ Resûlallâh! Seni, hak din ile gönderen Allâh’a yemin ederim- ki, onun gördüğü rüyanın aynısını bende görmüştüm!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Allâh’a hamd olsun!”buyurdular.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Ben, bunu yirmi gün önce rü’yam da gördüm! Fakat, açıklayamadım!”deyince:

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bunu, bana, haber vermemene mani neydi?”diye sordu

Hz.Ömer (r.a)’de:

      “-Utandığım için!”dedi.

Rivayete göre; Resûlullâh (s.a.v)’e, Ezân hakkında daha önce vahy gelmiş bulunuyordu, bunun için, Resûlullâh (s.a.v), Hz.Ömer’e:

      “-Bu hususta vahy, senden önce davrandı yâ Ömer!”buyurdular.

Ezân’ın meşruiyeti:

      “-Ey iman edenler! Cuma günü, namaz için nidâ edildiğinde, hemen Allâh’ı zikretmeye gidiniz. Alış verişi bırakınız. Bu bilirseniz sizin için daha hayırlıdır!” 3

Âyeti İle teyid edilmiştir. Abdullah bin Zeyd, bu olaydan sonra şöyle Sahibü’l-Ezan diye şöhret buldu. Bunun üzerine bir beyt söyler:

      “-Çok çok hâmd ederim, Celâl ve Kirâm Sâhibi olan Allâh’a, Ezân- dan dolayı getirdi onu bana, Allâh’dan bir müjdeci. Ne Muazzez, ne Muhterem bir müjdeci. Ard arda geldi üç gece geldikçe’de arttırdı, nazarım’daki hürmet ve vakarını!” 4

Abdullah bin Zeyd (r.a): Bir çok savaş ve seferlere Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte katılmış, ve en son O’nunla Tebûk Seferi’ne katıldıktan sonra Vedâ Haccı’na iştirak etmiş ve bu Hac’da yanında götürdüğü kendisine ait bir keçi sürüsünü orada bulunan fakirlere tasadduk etmişti. Abdullah bin Zeyd’in Medine’de küçük bir arazisi vardı. Gelirini bu arazideki ziraat ve hayvancılıktan kazanır, kendisi zaruret içinde olmasına rağmen, gelirini fakirlere zaman zaman tasadduk ederdi.

Abdullah bin Zeyd’in iki eşi vardı bunlar: Hubeyb bin İsaf’ın kadeşi kızı Sa’de bint-i Küleyb ve Yemenli bir kadındı, Muhammed adında bir oğlu ve Ümmü Humeyd adında bir kızı vardı. diğer Kaynaklarda, Abdullah bin Zeyd (r.a)’dan rivayet edilmiş ezan mevzusunun dışında başka bir hadisin bulunmadığı kaydedilmekte ise de İbn-i Hacer ondan gelen altı veya yedi kadar hadisi müstakil bir cüzde toplamıştır. Bu hadisleri oğlu Muhammed torunu Abdullah bin Muhammed, Said bin Müseyyeb ve Abdurrahman bin Ebû Leylâ rivayet etmiştir. Rivayetleri Kütüb-i Sitte’nin dört Sünen’ inde yer almıştır.

Abdullah bin Zeyd (r.a), Hz.Osman (r.a) devrinde altmış dört yaşla-rında iken Hicretin 32. Miladi 654. yılda 64 yaşlarında Medine’de eceliyle vefat etmiştir. Cenaze namazı halife Hz.Osman tarafından kıldırılmış, Medine’de Cennetü’l-Bâki kabristanlığına defn edilmiştir. 5

Bazı tarih ve siyer kitablarında Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe (r.a), hakkında Uhud Savaşı’nda şehid oldu denilir, ise de, bunun kaynağı çok zayıftır. Kendileri Uhud Savaşı’na katılmışlardır. Ancak Uhud’da şehid olmamıştır. Zira, Uhud’da şehid olmuş bulunan Şüheda-i Uhud’un isim listesinde onun ismine rastlanılmamaktadır.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-6-80 
2- Hanefi Mezhebinde bu kelimeler dörder defa ve ikişer defa söylenir. Hazırlayan. 
3- Cuma-9 
4- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-8-163 
5- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-1-144