Abdullah Bin Avsecetü’l-beceli

Abdullah bin Avsecetü’l-Beceli, veya Üraniy (r.a)’ın hangi tarihte ve nerede doğdu, nerede ve hangi tarihte vefat etti, Âile bireyleri hakkında hiçbir bilgi yoktur. Ancak onun hakkında aşağıda anlatılanlardan başka elimizde hiçbir bilgi yoktur.

Abdullah Bin Avsecetü’l-beceli

Abdullah Bin Avsecetü’l-beceli
عَــبْــدُ للهُ بْــنُ عَــوْسَـجَـة ُالبَـجـَلي


 Baba Adı    :    Avsecetü’l-Beceli.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Avsecetü’l-Beceli sonra, Ura-ni dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.
HAYATI

Abdullah bin Avsecetü’l-Beceli, veya Üraniy (r.a)’ın hangi tarihte ve nerede doğdu, nerede ve hangi tarihte vefat etti, Âile bireyleri hakkında hiçbir bilgi yoktur. Ancak onun hakkında aşağıda anlatılanlardan başka elimizde hiçbir bilgi yoktur.

Resûlullâh (s.a.v) hicretin dokuzuncu yılında Safer veya Rebiülevvel hilalı görününce, ashabın’dan Abdullah bin Avsecetü’l-Beceli’yi, Hârise bin Amr, bin Kurayt oğullarına gönderdi. Resûlullâh, orada Sim’an bin Amr bin Kurayt bin Ubeyd Ebû Bekr bin Kilâb’a veya Ri’yetü’s-Sühaymi’ye verilmek üzere kırmızı deri üzerine bir yazı yazdırdı. Onları İslâm dinine davet etti.

Kurataların Soyları ve Yurtları:

Kurata’ Kilâb bin Rebia, bin Sa’saa’nın oğlu Abdullah’ın oğulların-dan, Kurt, Kureyt, ve, Karit’a verilen isim olub, bunlar, Eşraf’dan idiler. Beni Kilâb’lar, önceleri, Dariyye, veya Rebeze korulukları’nın Medine taraflarında, Fedek ve Avali’de otururlardı. Sonra dan Şam taraflarına geçmişlerdir. Dariyye, Beni Kilâbların Necid’de Basra yolu üzerinde bulu-nan kariyerlerinden olub, Mekke’ye Basra’dan daha yakındır. Rebeze’de, Hicaz yolu üzerinde, Zad-ı Irk yakınında, Medine’ye üç günlük uzaklıkta olan bir kariyedir.

Halise bin Amr, bin Kurayt oğulları, Resûlullâh (s.a.v)’ın mektubu-nu aldılar. Fakat, İslâmiyet’e girmeyi kabul etmediler. Mektubun yazısını yıkadılar, yazının derisi ile de kovalarının dibini yamadılar! Bunun için kendilerine “Yamacı Oğulları” denildi.

Onlar, bu kötü tutum ve kötü davranışlarıyla, Resûlullâh (s.a.v)’ın mektubunu önemsemediklerini tâhkir ettiklerini göstermiş oluyorlardı.

Sim’an‘ın, veya Ri’yetü’s-Sühaymi’nin kızı:

      “-Sanıyorum ki senin başına çok büyük bir musibetten başka bir şey gelmeyecek! Sana Arabların efendisi ve ulusu’nun mektubu geldi sende tuttun onu, su kovana yama yaptın!”dedi.

Ri’yetü’Sühaymi’nin kızı, Beni Hilâllar den birisi ile evliydi. Kendi-si de, kocası da, Müslüman olmuşlardı.

Amir bin Hâlid, bin Amr, bin Kurayt’ın kızı Ümmü Habib de, söylediği üç beyitlik şiirinde:

”-Kendilerine Muhammed’den bir âyet ve alâmet geldiği zaman, onlar, onu, kuyu suyu ile yıkayıp yok ettiler! Halbuki, o, kendileri için bir güç ve sığınak idi!”diyerek kavminin kötü tutum ve davranışlarını kınamaktan kendisini alamamıştı.

Beni Kilâblar, Resûlullâh (s.a.v)’in mektubuna yapılmayacak şeyi yaptıkları zaman:

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Nedir bunların hali? Yüce Allâh, onların akıllarını mı gidermiştir? Gidersin de!”buyurmuştu.

Veya:

      “-Allâh akıllarını gidersin! Onlar sefih, acul ve ne dediklerini bilme-yen kimselerdir!”buyurmuştu.

Gerçektende onlar, vücutları titrer, acele konuşur sözlerini birbirine karıştırır, dedikleri sözleri pek anlaşılmaz, bir kavim oluvermişlerdi!

Onlara, iyi bir ders vermekte gerekiyordu. Resûlullâh (s.a.v) hicretin dokuzuncu yılında Rebiülevvel ayında Kuratalar üzerine askeri bir birlik saldı. Dahhak bin Süfyanü’l-Kilâbi’yi de, bu askeri birliğe kumandan tayin etti. Kuratalar, İslâmiyeti kabule yanaşmayınca, mücahidler, onlarla çarpışmaya tutuştular ve onları bozğuna uğrattı. 1

İbn-i Hibbân ile Taberi de onu izledi. Dedi ki:

      “-Bu olay hicri 9. yılın Rebiülevvel ayında gerçekleşmiştir!” 2

Şübhesiz ki en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-16-81-83 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-245-No-4873