Abdullah Bin Abdullah Bin Itban

Resûlullâh’ın Ashâbından dır. Onlarla Ehli Hayy arasında sulh ahidnamesini yazan odur. (Ehli Hayy. Yakut la: Ceyy diye geçer ki, eski İsfahan civarında bir şehir adıdır. Cüm harfinin kesre okunmasıyla Ciyy şeklinde geçer ki, bu da Revbese’nin yanında, Mekke ile Medine arasında, bir vadinin adıdır. Vallâhu a’lem.

Abdullah Bin Abdullah Bin Itban

Abdullah Bin Abdullah Bin Itbân
عَــبْــدُاللهُ بْــنُ عـَـبْــدُاللهُ بْــنُ عِــتْــبَـا ن


 Baba Adı    :    Abdullah bin Itban.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok. Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Irak, Suriye ve Anadolu’nun fetihleri…
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Abdullah bin Itban el-Emevi el-Ensâriy.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.
HAYATI

Abdullah bin Abdullah, bin Itbân el-Emevi, el-Ensâriy. Ebû Şeyh onu, Tarihinde andı. Dedi ki:

“-Tarihçiler şöyle demişlerdir. Resûlullâh’ın Ashâbından dır. Onlarla Ehli Hayy arasında sulh ahidnamesini yazan odur. (Ehli Hayy. Yakut la: Ceyy diye geçer ki, eski İsfahan civarında bir şehir adıdır. Cüm harfinin kesre okunmasıyla Ciyy şeklinde geçer ki, bu da Revbese’nin yanında, Mekke ile Medine arasında, bir vadinin adıdır. Vallâhu a’lem.

Muhammed bin Âsım’dan yaptığı bir isnadla, onun hanımının hikayesini ve İsfahan’a gelişini anlatmıştır. Derim ki: Seyf bin Ömer’in er-Ridde’sinde, onun bir kısası yer almaktadır. Dedi ki:

      “-Halife Ömer (r.a), Sa’d bin Ebû Vakkas’a Abdullah bin Abdullah bin Itbân’ı Ehli Nusaybin’e salmasını ihtiva eden bir mektub yazdı!”

Ğayet cesur ve kahramandı. Sahâbe’nin eşrafından ve Ensâr’ın ileri gelenlerindendi. Aynı zamanda Ensâr’dan Beni Hublâ’nın halifi idi. Sa’d bin Ebi Vakkas, Medine’ye halife Ömer (r.a)’a gittiği zaman yerine vekil olarak onu bıraktı. Halife Ömer (r.a), Sa’d bin Ebi Vakkas’ı görevden azlettiği zaman, Abdullah’ı görevinde bıraktı, almadı. Sonra onun yerine Ziyad bin Hanzale’yi vali yaptı. Fakat bu görevinden affını isteyince, Ammâr İbn-i Yâsir’i tayin etti.

Halife Hz.Ömer (r.a), Abdullah bin Abdullah’a bir sancak vererek İsfahan’a gönderdi ve oraya girdiğinde ordunun önünde Abdullah bin Verkâ vardı. Acemlerin öncüsü öldürüldü, sonra onlarla barış imzaladı. İleriden Abullah bin Itbân’ın biyoğrafisi gelecektir. Ğaliba bunun babasıdır. Vallâhu â’lem. 1

Abdullah bin İtban adında iki sahabi vardır, ikisi de Ensâr’dandır. Ancak Ensâr’dan Beni Hublâ’nın dostu olub Esed bin Huzeyme oğullarındandır. Musâ bin Ukbe onu Yemâme Savaşı’nda şehid düşenler arasında saydı. Allâhu â’lem anlatacağımız bu zatın babasıdır.

Bizim burada bahsedeceğimiz Abdullah bin Abdullah, bin İtban ise; İbn-i Hacer’in el-İsabe adlı eserinde bahsi geçen sahabe Resûlullâh (s.a.v)’dan hadis rivayet etmiş olan Abdullah bin Abdullah, bin İtban el-Ensari’dir. Kısaca ona da Abdullah bin Itbân denilmektedir: Beğavi ile İbn-i Kani’ onu anıb, Muttalib bin Abdullah tarikiyle İbn-i İtbân’dan naklettiler, dedi ki; Şöyle dedim:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü, ailemle birlikteydim, sesini duyunca, acele edib yıkandım!”

Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdular:

      “-Su, ancak sudan icab eder!”

Ayrıca Ebû Musa, bunu onun tarikiyle nakledib şöyle dedi:

      “-Denildi ki; bu kıssanın sahib Itbân idi!”

Derim ki: Ahmed İbn-i Hanbel’in Müsnedinde Itbân’ın biyoğrafisinde yer almıştır. Ancak isnadında Itbân’dan veya İbn-i Itbân’dan şeklinde geçmektedir.

Beğavi ve İbn-i Kani’ bunu Abdullah bin Hanbel’den kendi isnâdıyla tahric ettiler ve onun Itbân sözünü düşürdüler ve Abdullah diye adlandırdılar, Vallâhu â’lem. Beğavi der ki:

      “-Bu isnadla ancak bu hadisi biliyorum, başka hadis bilmiyorum!” 2

Abdullah bin Abdullah bin Itbân (r.a), Hz.Ömer (r.a) devrinde Irak, Suriye ve el-Cezire bölgelerinin fethinde bulunmuş olub, daha sonraları ise Sicistan fethinde Ceyhun Nehri kıyılarına kadar giderek fetihler yapmıştır.

Hz.Ömer (r.a), Sa’d bin Ebi Vakkas’a bir mektub yazmış ve ona:

      “-Hazır olan insanları Ka’ka bin Amr ile birlikte aynı günde çıkar, çünkü Ebu Ubeyde’nın etrafı düşman ile sarılmış bulunuyor!”diye talimat vermişti.

Aynı şekilde ona:

      “-Süheyl bin Adiy’i Rakka’ya gönder, çünkü Bizans Rumları’nı Humuslu-lar’ın üzerine kışkırtanlar bizzat el-Cezire halkıdır!”demişti.

Abdullah bin İtban (r.a)’ı da Nusaybin üzerine göndermesini emretmiş,

Nusaybin’den Harran ve Ruha (Şanlıurfa) üzerine gitmesini söylemişti.

Diğer taraftan Velid bin Ukbe’yi el-Cezire bölgesinde bulunan Rabia ve Tenuh Arabları üzerine yollamasını İyad bin Ganm’i ise aynı şekilde gönder-mesini bildirmiş ve savaş olması halinde karar verme yetkisinin de İyad bin Ğanem (r.a)’a ait olduğunu belirtmişti.

Hicri 17. Miladi 638-639. yıl içerisinde el-Cezire feth edildi. Bundan önce Sa’d bin Ebi Vakkas’ın el-Cezire bölgesine asker göndermesinden söz etmiştik. İyad bin Ganem (r.a) ve beraberindekiler yola koyulunca Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a) Süheyl bin Adiyy’i de Rakka’ya göndermiş idi.

Diğer taraftan Abdullah bin İtban, Musul üzerinden Nusaybin’e kadar çıktı. Nusaybinliler de kendisiyle karşılaştıklarında barış teklifini yaparak Rakkalıların yaptığını yaptılar.

Diğer taraftan Velid bin Ukbe (r.a) de Küfe’den çıkıp el-Cezire halkı üzerine gelmişti. el-Cezire Araplarının (İyad bin Nizarlılar hariç) Müslümanları da kafirleri de onunla birlikte oldular. İyadlılar Bizans topraklarına girip orada kaldılar. Velid bin Ukbe (r.a) bunu yazdığı bir mektupla Hz.Ömer (r.a)’a bildirdi.

Müslümanlar, Rakka ile Nuseybin’i aldıktan sonra İyad bin Ganm (r.a) yanına Süheyl bin Adiyy ile Abdullah bin İtban’ı da alarak hep birlikte Harran şehri üzerine gittiler. Oraya vardıklarında Harran halkı cizye vermek teklifinde bulundu. O da bu teklifi kabul etti.

İyad bin Ğanm, Süheyl bin Adiyy ile Abdullah bin İtban’ı Ruha (Urfa) üzerine göndermiş, Ruhalılar onların cizye ödeme teklifini kabul etmişlerdi. Daha sonra da el-Cezire bölgesinde zorla aldıkları bütün yerleri de zimmilik statüsünde değerlendirdiler. El-Cezire bölgesi her taraftan daha kolay fethedilen bir yer oldu. Bu fetihlerden sonra Süheyl bin Adiyy ile Abdullah bin İtban Kufe’ye döndüler. 3

Bu sahabenin hayatı hakkında ve siyer kitablarımızda geniş bilgi fazla yoktur. Hz.Ömer (r.a)’in hilafeti döneminde Suriye’nin fethi ve el-Cezire bölgesinin feth edilip İslâmlaşması’nda çok etkin olduğunu görmekteyiz. Savaşları dışında hayatı ve vefatı hakkında fazla bilgimiz yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

1- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-218-No-4791 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-223-No-4813-4814 
3- İbn-i Esir,Fi’t-Tarihi Kâmil-2-485-489-Özetidir.