Yatırımcının Borçlanma Katsayısının Ayarı Kaçınca Ekonomik Krizde Batmak Kaçınılmaz Oldu

Türkiye'deki yatırımcıların bir çoğunun mevcut ekonomik krizin altında kalarak iflas yada konkordato ilan etmesinin altında yatan gerçeklerden birisi de astronomik borçlanma oranları ile doğrudan orantılı olduğu ortaya çıktı

Yatırımcının Borçlanma Katsayısının Ayarı Kaçınca Ekonomik Krizde Batmak Kaçınılmaz Oldu

Türkiye'deki yatırımcıların bir çoğunun mevcut ekonomik krizin altında kalarak iflas yada konkordato ilan etmesinin altında yatan gerçeklerden birisi de astronomik borçlanma oranları ile doğrudan orantılı olduğu ortaya çıktı

Biz geçtiğimiz bolluk döneminde sermayemizin 15 katı borçlanabiliriz diye düşünüyorduk. Japon ortağımız en fazla 1’e 6 borçlanmayı sektörümüzün kaldırabileceğini söyledi. O dönemde sektörümüzdeki birçok şirkette borçluluk oranı 1’e 44 hatta 1’e 50’ye çıkmıştı. Ortaklarımızdan biri, ‘Bu kadar büyük borçluluk oranı sistemin yarattığı nakit akışıyla ödenmiyor’ dedi. O dönem, ‘Bizi kısıtlıyorsunuz” demiştim ancak ‘Haklı olduğumuzu göreceksiniz’ dediler. Haklı da çıktılar. Çünkü bu tür bir borçlanma frensiz gitmek anlamına geliyor. Biz borçluluk katsayımızı düşürerek bu döneme geçen yıldan daha kârlı girmeyi başardık.” Bu sözlerin sahibi Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, aslında bugün çok kritik bir noktaya dikkat çekiyor. Bünyesinde 360 bin araç olan, 30 milyar TL ciro yapan rent a car ve filo kiralama sektörü bir süredir peş peşe iflas ve konkordatoya gitme talepleriyle gündemde. Sektörün yaşadığı bu sıkıntının en önemli kaynağı olarak da Ak’ın dikkat çektiği krize yüksek borçlulukla yakalanma durumu gösteriliyor. Araç kiralama sektörü yüksek borçlanmanın faturasını belki en ağır ödeyen sektörlerden biri oldu. Ancak bugün birçok sektör için borçluluk seviyelerinin ideal seviyede olduğunu söylemek mümkün değil. Capital olarak 25 sektörü mercek altına aldık. Borçlanma seviyelerini ortaya koyup idealden ne kadar uzak olduklarını ve bu durumun onlar için olası sonuçlarının neler olabileceğini araştırdık. İşte sonuçlar… 

Sektörlerdeki Borçlanma Durumu

Mevcut durumda birçok sektörde borçlanma katsayısı olması gerekenin üstünde… Örneğin şirketlerin ortalama borçlanma katsayısı tüketici elektroniğinde ve hazır giyimde 1’e 10, mobilyada 1’e 6-7, çelikte 1’e 6, tekstil ve züccaciyede 1’e 5, perakende ve mücevheratta 1’e 3-4, otomotivde 1’e 2,8 seviyesinde. Birçok sektör oyuncusu geçmişe kıyasla bu oranların son dönemde kur etkisiyle ve likidite sıkışıklığı yüzünden artış gösterdiğini söylüyor. Gelinen noktada yüksek borçluluğun her sektör için tehdit oluşturduğunun altını çiziyorlar. Hizmet sektörü adına değerlendirme yapan Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, sektörün ortalama 0,80 ile 1 arasında, sektör en iyilerinin ise 0,50’lerde yani borçlarının 2 katı öz sermayelerinin bulunduğunu belirtiyor. Bir miktar dengeli borçlanmanın kaldıraç etkisi yarattığını ve pozitif olduğunu ifade eden Kariyo, “Ancak mevcut durumda kısa vadeli yüksek faizli krediler veya döviz girdiniz yok ise risk taşıyan döviz kredileri değerlendirildiğinde bu oranın 0,50’nin çok daha altında olması daha ideal olacaktır” diyor. Sun Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ünlütürk de şu anda tekstil sektöründe sermaye borçluluk oranının 2-3 seviyelerinde olması gerekirken 5 seviyelerine kadar yükseldiğini dile getiriyor. Hazır giyim sektörü adına konuşan Mudo Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Taviloğlu da şirketlerin tüm varlıklarının 10 katına kadar borçlanmasının yanlış olduğunu söylüyor. Demir-çelik sektöründen bir yetkili de sektörde ana üreticilerde bu oranın 1’e 2,5 oranının altında olduğunu ifade ediyor. Sanayi sektöründe 1’e 3’ün üzerindeki borçlanmanın sağlıklı olmadığını belirtiyor ve “Bu oranlarda bankaların kredi vermesi zaten güç” diye konuşuyor. 

İDEAL ORAN NE OLMALI?

Borçlanma katsayısının şirket varlıklarının ne kadarının yabancı kaynaklarca finanse edildiğini gösterdiğini belirten Duravit CFO’su Ali Nazmi Sarıpınar da vitrifiye sektörü için ideal oranını 0,50’nin altı olarak ifade ediyor. “Yani şirket varlıklarının en fazla yüzde 50’sinin borçla finanse edilmesi, bunun üzerine çıkılması durumunda borçlanmanın riskli boyutlara ulaştığı anlaşılır” diyor. Kendi sektörlerindeki durumu da şöyle ortaya koyuyor: “Sektörde genel olarak bu oranın 0,50’nin üzerinde olduğu düşünülüyor. Bu da sektörün borçlanma oranlarının olması gereken seviyenin üstünde olduğunu gösterir.” Mücevherat sektöründe borçluluk 1’e 3-4 seviyelerinde. Zen Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Emil Güzeliş, şu an faizlerin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekiyor. “Bu nedenle borç oranı sermayenin yüzde 50’si olmalı” diyor. Elektrolitik bakır sektöründe faaliyet gösteren Sarkuysan’ın yönetim kurulu başkanı Hayrettin Çaycı da kendi sektörlerinde sermaye borçluluk oranlarının ciddi olarak bozulduğunu düşünüyor. 1’e 1,5 seviyesinde olması gereken borçlanma katsayısının 1’e 4 seviyelerine kadar çıktığını ifade ediyor. Groupe SEB Finans Direktörü Mustafa Kılıç, istisnai dönemleri dışarıda bıraktıklarında içinde sektörlerinin karakteristik yapısı gereği uzun dönemdir muhafaza etmeye çalıştıkları bir borç öz sermaye oranı olduğunu söylüyor. “Son 10 yıl içinde toplam finansal borçların öz kaynaklara oranı büyük endüstri oyuncuları için 1-1,5 arasında bir yerde konumlandı” diyor. Tarıma dayalı sanayi alanında da borçlanma katsayısı 1’e 3-4 seviyesinde. Sunar Şirketler Grubu CEO’su Hasan A. Özkan, gelişmiş ülkelerde borçlanma katsayısının 1’in altında olduğunu hatırlatıyor, Türkiye için bu oranın 1-2 seviyelerinde olmasının makul olduğunu dile getiriyor. 

BİLANÇOLAR BOZULUYOR

Sermaye, borçluluk katsayısının idealden fazla olması her sektör için ciddi riskler barındırıyor. Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, bu sorunları şöyle dile getiriyor: “Perakende markalarının ve alışveriş merkezlerinin azalması sonucunda kapanacak mağazaların tüm perakende markalarına yansıtacağı bir daralma etkisi söz konusu olabilir. Bugün bankalar uzun vadeli TL kredi vermiyor. Kısa vadede yüksek faiz oranı sarmalıyla borçlanma maliyetleri ve sürekli çevirme ihtiyacı büyük yük yaratabilir. Döviz kredileri ise eğer döviz girdisi yoksa büyük kırılganlık demektir. Bugün birçok perakende markasının yüksek borçluluk ve yüksek maliyetler nedeniyle sıkıntı çektiğini görüyoruz. Talep de yavaşlarsa bu borçluluğu çevirecek güçleri olamayabilecek.” Sabri Ünlütürk de yüksek borçluluğun bilançoların bozulmasına, borçlanma maliyetlerinin artmasına, bankaların limit tahsis süreçlerinde gecikmelere, firmaların borcu borçla çevirmeye devam etmesine neden olduğunu söylüyor. Gülman Group Yönetim Kurulu Başkanı Polat Gülman, son yıllarda sektörün yoğun yatırım yaptığını belirtiyor. Biriken borçlar nedeniyle sermaye birikiminin azaldığını dile getiriyor. “Dolayısıyla artan talebe cevap veremeyen bankalar da şirketlerin bir nevi önünü tıkadı. Eş zamanlı talep de azalınca ciddi sorunlar hızla kendini gösterdi” diyor. Digicom Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Yiğit, “Borçluluk oranının sermayeye göre ideal değerlerden uzak olması, özellikle bizim koşullarımızdaki ülkelerde, şirketlerin yoluna devam etme gücünü azaltıyor” diye konuşuyor. Mobilya sektörü adına konuşan bir şirket yetkilisi de sektörde 1’e 7 oranında borçlu çok sayıda şirket olduğunu oysa bunun idealinin 1’e 2-3 olması gerektiğini belirtiyor, “Sermayesi yetersiz şirketler için zor bir döneme giriyoruz, tahsilat kalitesi bozulmuş durumda” diye konuşuyor. 

YATIRIMLARIN ÖNÜ KESİLİYOR 

Sermaye borç seviyesinin yüksekliği yeni yatırımların önünü kesiyor, kârlılığı düşürüyor, yeni finansman bulmayı riske atıyor. Dolayısıyla şirketleri rekabetin gerisinde bırakıyor. Hayrettin Çaycı, mevcut durumda yaşanan bir kısır döngüye de dikkat çekiyor. Şirketlerin, öz kaynak yetersizliği nedeniyle daha çok banka kredilerini tercih ettiklerini ifade eden Çaycı, “Kredi kullanımı arttıkça finansman giderlerinde yaşanan artış, şirketleri kısır bir döngüye sokuyor. Öz kaynaklarının büyümesini ve yatırım kapasitelerini olumsuz etkiliyor” diyor. Burgan Leasing Genel Müdürü Cüneyt Akpınar, sermaye, borçluluk oranının ideal düzeyde olmamasının daha zor kredi bulmak ve bulunan kredilerin maliyetlerinin yükselmesi anlamına geldiğini söylüyor. “Tüm bunlara bağlı olarak da gün sonunda kârlılık sorunu ortaya çıkabilir” diye konuşuyor. Sertrans Logistics CEO’su Nilgün Keleş de yıllık kapanan şirket sayılarına, sektörün kârlılık ve diğer değerlerine bakıldığında sektörel borçluluk oranlarının çok yüksek olduğunu ifade ediyor. Sunar Şirketler Grubu CEO’su Hasan A. Özkan, Türkiye’de yabancı kaynaklara ulaşma sorunu yaşandığını ifade ediyor. Özkan sözlerine şöyle devam ediyor: “Ayrıca fonlama maliyetleri de uluslararası piyasalara göre oldukça yüksek. Bu olumsuz durumlar yüksek borçluluk oranıyla birleştiğinde, şirketlerimizin sürdürülebilir mali yapı oluşturmasına engel oluyor. Ayrıca yüksek finans gideri uluslararası rekabette de geri kalınmasına neden oluyor ve şirket kârlılıklarını olumsuz etkiliyor.” 

KATSAYI DÜŞER Mİ?

Peki bu yıl şirketler borçlanma konusuna nasıl yaklaşacak? Sektörlerin sermaye, borçluluk oranında bir düşüş bekleniyor mu? Sabri Ünlütürk, likidite ihtiyacı ve kaynağa ulaşmadaki sıkıntı düşünüldüğünde bu rasyoların geri gelmesinin şirketlerin tercihleri doğrultusunda değil, finansal kurumların kredi verme isteklerinin azalması neticesinde olacağını söylüyor. “Bu yıl şirketlerin kredi kullanma istekleri geçtiğimiz yıldan farklı olmayacak. Kaynak ihtiyacı artacağı için borçlanma istekleri de artacak. Bu oran az sayıda şirket dışında, maalesef yakın zamanda şirketlerin kendi planlaması ve borç azaltma isteği doğrultusunda gerçekleşebilecek gibi görünmüyor” diyor. Groupe SEB Finans Direktörü Mustafa Kılıç da finansal borçlanma maliyetlerinde devam eden artış göz önünde bulundurulduğunda gelecek 1-2 yılda borçluluk oranlarının işletme sermayesindeki ihtiyaçlar doğrultusunda artış ya da azalış göstereceğini ifade ediyor. Kılıç şöyle konuşuyor: “Satın almalar ve yeni yatırımlar nedeniyle oluşan yüksek borçlanmaların uzun dönemde geri dönüşlerinin pozitif olduğunu ve şirket değerlerine katkı sağladığını gözlüyoruz. Bununla birlikte çalışma sermayesi eksikliği nedeniyle artan yüksek borçlanmaların izlenmesi ve kontrol altında tutulması gerektiğine inanıyorum.” Sabri Yiğit de bu yıl borçluluk oranlarının zorunlu olarak düşeceği görüşünde. “Çünkü şu an kaynak bulmak maliyetli ve ulaşımı zor. Bu nedenle tüm sektörlerde şirketler sermayesi ölçeğinde iş yapmak durumunda. Zaten bu oran düşmezse şirketler mevcudiyetlerini sürdürmekte zorlanacak” diyor. SIO Automotive Genel Müdürü Kemal Görgünel de “Borçluluk oranlarının yükselmesi şirketleri kitler. Bu nedenle ortakların sermaye artırımına gitmesi gerekir” diye konuşuyor. 

AJANDADAKİ YENİ HEDEF

Borçlanma konusunda şirketlerin yapılacaklar listesinde neler olduğuna gelince… Burgan Leasing Genel Müdürü Cüneyt Akpınar, ana hissedarlarının güçlü sermaye desteğini en etkin şekilde kullandıklarını söylüyor. “2018 yılı içinde bir sermaye artırımı da yaptık. Önümüzdeki yıllarda sermaye seviyemizi, en verimli borçluluk oranlarını sağlayacak şekilde tutmaya devam edeceğiz” diyor. İbrahim Polat Holding CEO’su Baran Demir, Ege Seramik olarak kredi borç yüklerinin sıfıra yakın olduğunu açıklıyor, “Turizmde genel olarak kredi borçluluğunun yüksek olduğu malum. Bizim ise yıllık EBİTDA’mızın 3 katı kadar borçlanmamız var. Holding olarak genel yaklaşımımız yüzde 40 öz sermaye yüzde 60 yabancı kaynak formülünü uyguluyoruz” diyor. Sermaye borçluluk oranlarının 1’e 1,5 seviyesinde olduğunu belirten Sunar Şirketler Grubu CEO’su Hasan A. Özkan, “Ülkemizde son dönemlerde yaşadığımız finansal dalgalanma, borçlanma konusunda daha da dikkatli olmamız gerektiğine işaret etti. Artık ajandamızdaki en önemli konumuz nakit akış ve sürdürülebilir mali yapı” diyor. Kemal Görgünel de borçluluk sermaye rasyosunda maksimum kabul ettikleri sınırın 1’e 2,5 olduğunu dile getiriyor, “Yatırım planlarımızı ve harcamalarımızı bu planda ele alıyoruz. Son kriz döneminde oranımız 1’e 2,5 oranını geçince 15 milyon TL sermayemizi artırdık ve bankalar nezdinde itibarımızı güçlendirdik” diye konuşuyor. Rıza Işık da borçlanmamayı tercih ettiklerini söylüyor.