Cebbar Bin Sülma

Cebbâr bin Sülmâ (r.a)’ın doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemekte olup, ayrıca âile bireyleri ve künyesi hakkında hiçbir kayıt bulunmamaktadır.

Cebbar Bin Sülma

Cebbâr Bin Sülmâ
جَــبّـا رُ بْــنُ سُـلْـمَـى


 Baba Adı    :    Sülmâ bin Mâlik.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Cebbâr bin Sülmâ bin Mâlik bin Câ’fer bin Kilâb bin Rebia bin Amir bin Sa’saa el-Kilabi’ dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Cebbâr Bin Sülmâ Hayatı

Cebbâr bin Sülmâ (r.a)’ın doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemekte olup, ayrıca âile bireyleri ve künyesi hakkında hiçbir kayıt bulunmamaktadır. Cebbâr bin Sülmâ (r.a)’ın neseb silsilesi: Cebbâr bin Sülmâ bin Mâlik bin Câ’fer bin Kilâb bin Rebia bin Amir bin Sa’aah el-Kilâbi’dir. Medine’nin güney doğusunda, çölde ikamet eden Beni Kilâb kabilesine mensubdur. Babasına; Nezzâl el-Madik denilirdi.

Cebbâr bin Sülmâ el Kilabi, adı en çok Bi’ri Maûna Vak’ası’ndan dolayı tanınmıştır. Bu Vak’a sırasında Resûlullâh (s.a.v)’in İslamiyet’i Öğrenmek için Beni Amir kabilesine göndermekte olduğu seçkin öğreti-cilerden müteşekkil bir grub Müslümanlara baskın yapanların arasında bulunuyordu.

Bi’ri Mâûne Vak’ası’nda Cebbâr bin Sülmâ, Haram bin Milhan’ı şehid etti. denilmektedir. Fakat diğer eserlerde ise, Cebbâr bin Sülmâ’nın Amir İbn-i Füheyre (r.a)’i şehid ettiği bildirilmektedir. Bu olayı bizzat Cebbâr bin Sülmâ kendisi şöyle anlatmaktadır:

“-Müslümanlardan beni İslâmiyet’e davet eden bir adama, iki dalı arasından mızrağımı sapladım. Mızrağımın demirinin onun göğsünden çıktığını gördüm. Kendisinin:

      “-Füztü Vallâhi!” (yâni, kazandım gitti vallahi) dediğini işittim. Kendi kendime:

      “-Adamı öldürmüş değil miyim? Peki kazandığı ne?!”diye sordum.

Sonra mızrağımı kalbinden çıkarıp, Dahhak bin Süfyan el-Kilâbi’nin yanına gittim. Ona öldürdüğüm Amir bin Füheyre’nin sözünü naklettim.

Dahhak bin Süfyan bana :

      “-Füztü Vallâhi!” Yâni, kazandım gitti vallâhi! Sözünden maksadı, Cenneti kazandım, demektir!”dedi.

Bana Müslüman olmamı tavsiye etti. Müslümanlığı benimsememe, ondan görmüş olduğum şey, Amr bin Füheyre’nin göğe yükseltilmesi olayı sebeb oldu!”

Bi’ri Mâûne olayından sonra, Dahhak bin Süfyan’ında, teşviki ile, Cebbâr bin Sülmâ, on üç kişilik bir grubla Medine’ye İslâm olmak için geldi. Kâ’b bin Mâlik ile aralarında anlaşma vardı. Doğruca Remle bint-i Hâris’in evine gitti. Ve orada misafir kaldı.

Daha önceden Dahhak bin Süfyan, Bi’ri Mâune Vak’ası’nı ve orada şehid düşenlerin durumlarını Resûlullâh (s.a.v)’e bir mektub ile geniş olarak anlatmıştı. Ve Cebbâr bin Sülmâ’nın durumuna da değinmişti. Cebbâr bin Sülmâ, Kâ’b bin Mâlik’i araya aracı olarak koyup Resûlullâh’ın huzurlarına çıkıp kelime-i şehâdet getirdi ve İslâm oldu.

Bir Müddet Medine’de kalan Cebbâr bin Sülmâ, daha sonra Resûlü Ekrem’in izni ile kabilesine geri döndü. Ancak giderken İslam’ın bütün emir ve yasaklarını iyice öğrenmiş olduğundan, Müslüman olduktan sonra bunları büyük bir titizlikle tatbik etti. Bu bakımdan bütün eserler, hayatı hakkında bilgi verirken, “İslâm oldu” dedikten sonra “İyi bir Müslüman idi”sözlerini ilave etmektedirler.

Cebbâr bin Sülmâ’nın Müslüman olduktan sonraki hayatı hakkında geniş bir bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca âilesi ve çocukları hakkında’da bir kayıt yoktur. Kendilerinden Bi’ri Mâune olayına ait rivayetler bulun-maktadır. 1

Bu konuda geniş bilgiler alabilmek için kitabımızın Amr İbn-i Füheyre bölümüne bakılsın.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-1-334-No-1056-Özetledik. Ashab-ı Kiramın Meşhurları, Hayati ülkü-sayfa-280-