Büsr Bin Ebû Ertât El-kureyşi

Büsr bin Ebû Ertât (r.a)’ın doğum tarihiyle ilgili değişik rivayetler varsa da en yayğın olan görüşe göre hicretten iki yıl sonra Mekke’de doğdu. Babasının künyesine nisbetle Büsr bin Ebû Ertet, Dedesinin adına nisbetle de, Büsr bin Ertet adıyla bilinir.

Büsr Bin Ebû Ertât El-kureyşi

Büsr Bin Ebû Ertât El-kureyşi
بُـسْــرُ بْــنُ اَبُـوأرْطَـا ةُ اْل قُــرَيْـشِـى


 Baba Adı    :    Ebû Ertât el Kureyşi.
 Anne Adı    :    Zeyneb bint-i el-Abras.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 624 de Mekke’de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Muâviye bin Ebû Süfyân’ın devrinin sonla-rında Medine de veya Şam da vefat etti
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Ümmü veled...
 Oğulları    :    Velid.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Suriye, Mısır, İfrikiyye, İstanbul seferleri..
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekkeli çocuktur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    2 veya 4 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Busr bin Ebi Ertât el-Kureyşi (asıl isminin) Amr bin Uveymir bin İmran bin Huleys bin Seyyar bin Nizar bin Muayyis bin Amr bin Lüey bin Ğalib bin Fihr bin Mâlik bin Nidar bin Kinane dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebâ Abdurrahman
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Büsr Bin Ebû Ertât El-kureyşi Hayatı

Büsr bin Ebû Ertât (r.a)’ın doğum tarihiyle ilgili değişik rivayetler varsa da en yayğın olan görüşe göre hicretten iki yıl sonra Mekke’de doğdu. Babasının künyesine nisbetle Büsr bin Ebû Ertet, Dedesinin adına nisbetle de, Büsr bin Ertet adıyla bilinir. Resûlullâh’ın gününde henüz çocuk olduğu için adından fazla söz ettirmemiştir. Hülefa-i Raşidin döne-minde adından oldukça söz ettirecek işler yapmıştır.

Hâlid bin Velid (r.a) ile birlikte Suriye’deki fetihlere, daha sonra Amr bin Âs’ın emrinde Mısır’ın fethine katıldı. Amr bin Âs, bu sefer sırasında onun cesur, atılğan, fedakâr ve savaş taktiğine vâkıf bir genç olduğunu anladı ve Trablusğarb’ı fethettikten sonra kendisini Veddan’a gönderdi. Hicri 23. Miladi 643-44 yıllarında Büsr (r.a) Veddan’ı feth ederek geri döndü. Daha sonra Abdullah bin Sa’d bin Ebû Serh (r.a)’ın kumandasında İfrikiyye seferlerine iştirâk etti. Bu savaşlarda Romalılara karşı cesaretini bariz bir şekilde gösterdi.

Büsr bin Ebû Ertet el-Kureyşi (r.a), Hz.Osman (r.a)’ın ateşli bir taraftarıydı. Onun şehid edilmesini hiçbir zaman hazmedemedi. Bu yüz-den de, Hz.Ali (r.a) ile Muâviye arasındaki mücadele de Muâviye’nin tarafında yer aldı ve bütün gücüyle onu destekledi. Kinde kabilesinin nüfuzlu reisi Şürahbil bin Sımt’ı da Muâviye’nin saflarına çekti.

Hz.Ali taraftarlarını sindirmek ve halkı Muâviye’ye biat ettirmek için Medine’ye, Mekke’ye, Yemen’e gitti. Buralarda Hz.Ali (r.a) taraftar-larına karşı şiddete başvurdu ve Hz.Osman (r.a)’ın âleyhinde olduğuna inandığı şahısların evlerini yaktırdı. Hz.Ali’nin Yemen valisi Ubeydullah bin Abbas’ın küçük yaştaki iki oğlunu öldürttü.

Bunun üzerine Hz.Ali, Câriye bin Kûdame es-Sa’di ile Vehb bin Mes’ud’u 4000 kişilik bir kuvvetle ona karşı sevketti. Câriye bin Kûdame Necrana varınca Büsr oradan kaçmak zorunda kaldı. Hz.Hasan’ın bazı şartlarla halifelikten ferâğati üzerine Muâviye tarafından Hicri 41. Miladi 661-62 yıllarında Basra valiliğine tayin edildi.

Bir yılı aşkın bir süre bu görevi yürüttükten sonra, Hicri 43.Miladi 663-64 yıllarında Bizans’a karşı deniz seferine memur edildi. Büsr bin Ertet (r.a) o yıl Bizans topraklarında kışlayıp İstanbul’a kadar gitti. Ertesi yıl yine bir deniz seferine çıktı. Bundan iki yıl sonra, Ukbe bin Nâfi’ ile Mağribe harakat etti ve Trablus’a ulaştı. Miladi 670 de Süfyan bin Avf ile beraber Rumlar’a karşı yeni bir sefer düzenledi ve iki yıl üst üste bu seferlere devam etti.

Daha sonra İfrikiyye’deki Meccâne şehrini zaptetti. Burada bulunan bir kale onun adını taşımaktadır. Büsr (r.a), seferlerden döndükten sonra siyasetten ayrılmış, ancak hayatını yine Emevi saraylarında geçirmiştir. Rivayete göre son yıllarında akli dengesini kaybetmiş ve Abdülmelik bin Mervân ve oğlu Velid devrinde Suriye’de ölmüştür.

Büsr bin Ertet (r.a) Emeviler’in çok sadık bir taraftarıydı. Onlara öylesine sadakatle hizmet etti ki bu konuda sadece Müslim bin Ukbe ve Haccac onunla mukayese edilebilir. Bu sebeble de Mekke, Medine ve Yemen’de Hz.Ali (r.a) taraftarlarına karşı reva gördüğü hakaretler ve Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatı sırasında yaşının küçük oluşu birçok kişiyi onun sahabi olmadığı düşüncesini sevketmiştir. Ancak Hz.Ömer (r.a) zamanında ordu komutanlığı yaptığı dikkate alınırsa Büsr’ün sahabi olduğu görüşü kabul edilebilir.

Çünkü Hz.Ömer ashâb-ı kirâm’ın yer aldığı bir orduya sahabi olma-yan birini kesinlikle kumandan tayin etmezdi. Sahabi olduğunda ihtilaf bulunmayan Cünade bin Ebû Ümeyye ile diğer bazı ashabın ise onun emrinde sefere katıldıkları bilinmektedir.

Büsr bin Ertât, Resûlullâh’dan iki veya dört hadis rivayet etmiştir. Bunlardan biri savaş sırasında hırsızlık yapanların ellerinin kesilmeye-ceğine dairdir. Diğeri de:

      “-Allâhım, bütün işlerimizde akibetimizi hayırlı eyle!”meâlindeki hadis-i şeriftir.!” 1

Ebû Davud’un Sünen’inde Mısırlıların kavi bir isnadıyla Cünade bin Ebû Ümeyye’den nakledildiğine göre dedi ki:

“-Biz, Büsr bin Ebû Ertete ile denizde bulunuyorduk. Bir hırsız geti-rildi. Bunun üzerine şöyle dedi:

“-Resûllullâh (s.a.v)’ın:

      “-Seferde el kesilmez!”buyurduğunu duydum. 2

Diğeri de aşağıdaki hadistir.

Büsr bin Ebû Ertât el-Kureyşi (r.a)’den:

Rasûlullah’ ın şöyle dua ettiğini işittim.

      “-Allâh’ım! Bütün işlerimizin neticelerini hakkımızda hayırlı kıl. Dünyada rezil olmaktan ve ahirette azaba dûçar olmaktan bizleri koru!”

Taberâni’den:

“-Resûlullâh (s.a.v)’ın şöyle dediği de nakledilmektedir:

      “-Böyle dua eden kimse, hiçbir mûsibete uğramadan Yüce Allâh’a kavuşur!” 3

Adı geçen sahabenin Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından iki yıl kadar önce doğduğunu Vakidi gibi siyerciler söylemektedir. Ömrünün sonlarında vesvese hastalığına kapıldı.

İbn-i Seken dedi ki:

      “-Bunamış bir halde öldü!” 4

Büsr bin Ebû Ertet hakkında fazla bilgimiz yoktur

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-6-494 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-1-216-No-642 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1718 
4- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-1-216-No-642