Büdeyl Bin Verka

Büdeyl bin Verkâ (r.a)’nın doğum tarihi ve doğum yeri kesin belli olmadığı gibi vefat tarihi hakkında da fazla bilgi yoktur. Ancak kendisi ve kabilesi Mekke’de ikamet etmektedir. Künyesi yoktur.

Büdeyl Bin Verka

Büdeyl Bin Verkâ
بُــدَ يـلُ بْــنُ وَرْقـاء


 Baba Adı    :    Verka bin Amr.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 11. Miladi 632 yıllarında Resûlullâh (s.a.v)’ın zamanında Gaziy’de vefât etmiştir denilir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Abdullah, Seleme, Osman. Nafi.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Mekke Fethi, Huneyn, Tebük,
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Büdeyl bin Verka bin Amr bin Rebia bin Abdüluzza bin Rebia bin Cüzey bin Amr bin Mazin el Huzâi dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Sahabiden Abdullah bin Verka’nın babası.



Büdeyl Bin Verkâ Hayatı

Büdeyl bin Verkâ (r.a)’nın doğum tarihi ve doğum yeri kesin belli olmadığı gibi vefat tarihi hakkında da fazla bilgi yoktur. Ancak kendisi ve kabilesi Mekke’de ikamet etmektedir. Künyesi yoktur. İslâmiyetin çıkış zamanlarında Mekke’nin kuzey ve kuzey batı taraflarında Beni Huzaâ ile Beni Bekir adında iki kabile yaşardı. Bu iki kabile zaman zaman bir birleriyle savaşırdı. Beni Bekir kabilesinin Mekke içinde taraftarı oldukça fazla idi. Bu bakımdan Huzaâ kabilesinin müttefiki pek yoktu.

İslâmiyet çıkıb, Resûlullâh (s.a.v) Medine’ye hicret ettikten sonra Kureyşilerle yapmış olduğu savaşlar sonucunda Beni Huzaâ’lar Resûlü Ekem ile aralarında diyaloğ kurarak iki tarafında birbirlerine yardımı hususunda bir nevi anlaşmışlardı. Bunun sonucu olarak da Beni Huzaâ’lar Mekke’de olub bitenlerden zaman zaman Resûlullâh’a haber verirlerdi.

Hicretin 6. Miladi 628 yılının Mart ayı başında Zilkade ayının ilk Pazartesi günü Resûlullâh ve Ashab-ı kiram (r.a) Umre yapmak niyetiyle Medine’den çıktılar. Bir müddet yol aldılar. Mekkeliler Resûlullâh’ın Mekke’ye doğru geldiklerini öğendiler. Bunun üzerine hemen tedbir almaya başladılar.

Resûlullâh (s.a.v), bir müddet daha yol gittikten sonra Hudeybiye mevkiine gelip suyu çok az bir tepede konakladı. Bu sırada yanlarına Resûlullâh’ın sırr verib itimat etmiş olduğu Beni Huzaâ lardan Büdeyl bin Verka ile birkaç arkadaşı geldi. Büdeyl bin Verkâ, Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-Ben, Beni Kâ’b, bin Lüey, ve Beni Amr, bin Lüey’i Hudeybiye suyunun yanında konaklarken bıraktım. Onlar bütün hazırlıkları ile gel-diler. Seninle savaşıb, senin Kâbe’yi ziyaretten men etmek istiyorlar!” dedi. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):

      “-Biz hiç kimse ile savaşmak için gelmedik. Sadece Umre yapmak için geldik. Kureyş’e gelince harb onları zayıflattı. Ve onlara zarar verdi. Eğer isterlerse Mütâreke yapalım. Onlar benimle diğer insanlar arasından çekilsinler. Eğer ben ğalip gelirsem isterlerse insanların girdiği dine girer-ler, rahat ederler. Eğer kabul etmezlerse ve savaşmak isterlerse Allâh’a yemin olsun ki, bu dava uğrunda tek başıma kalıncaya kadar onlarla savaşırım. Allâh’ın emri mutlaka yerini bulacaktır!” buyurdular.

Büdeyl bin Verkâ:

      “-Söylediğini onlara ileteceğim!”dedi, ve sonra Kureyşilere giderek durumu anlattı:

Büdeyl bin Verkâ, bu olayla ilk defa adını İslâm tarihine yazdırdı. Bundan sonra Mekke Fethine kadar sesi çıkmadı. Ancak bilindiği üzere Mekke fethinin bir sebebide Beni Bekir’lerin Beni Huzaâ ları Harem topraklarına sığınmalarına rağmen yakalayıb öldürmeleri idi. ki bu olay Resûlullâh’a aksettiginde hemen hazırlıklara girişti Mekke ile Medine arasındaki yolu Huzaâ’lara tutturarak fetih haberinin Mekke’ye ulaşma-sını önledi. Kendileri de İslâm ordusu ile birlikte bütün yollar kesilmiş bir rivayette sessizce Mekke yakınındaki Merrü’z-Zehran mevkiine kadar geldi.

Kureyşliler de bu sırada Hâkim bin Hizam ile Ebû Süfyan’a:

      “-Gidin aramızı bulun. Yahut da, harb yapacağımızı haber verin!” diyerek Resûlullâh’a göndermişlerdi.

Her ikisi yola çıktıklarında yolda, Büdeyl bin Verkâ’ya rastladılar. Onu yanlarına alarak akşam vakti Erak mevkiine geldiler. Burada karşıla- rına Hz.Abbas bin Abdülmuttalib çıktı. Onları alarak Resûlullâh (s.a.v)’e götürdü. Hâkim bin Hizam ile Büdeyl bin Verkâ, Resûlullâh (s.a.v)’in huzurlarına çıktıklarında İslâm oldular. Ertesi günde Ebû Süfyan Sahr bin Harb’da İslâmiyeti kabul etti.

Büdeyl bin Verkâ’nın Mekke fethi sırasından daha önce İslâm oldu-ğunu zikredenlerde bulunmaktadır. Ancak yapılan rivayetlerin ekserisi yukarıda beyan edildiği şekildedir.

Büdeyl bin Verkâ (r.a), İslâm olduktan sonra, Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte Mekke şehrinin fethine katıldı. Bundan sonra Huneyn Savaşı’na kabilesi ile beraber iştirak etti. Bu savaşta alınan ğanimetlerden bir miktar kendilerine pay olarak verildi. Ayrıca bu savaşdan elde edilen esirlerle ğanimet mallarının Ci’rane’ye götürülüp orada korunması görevini Resûlullâh Büdeyl bin Verkâ’ya verdi.

Sonra’da Medine’ye göç etti. Hicri 9. yılda Tebük Seferi’ne hazırlık yapılmaya başlandığında Resûlullâh (s.a.v), Ashabı’ndan birkaç kişiyi çeşitli kabilelere göndererek sefere iştirak etmelerini istedi. Bu arada Büdeyl bin Verkâ’yı da, Amr bin Sâlim ve Bişr bin Süfyan ile birlikte Kâ’b bin Amr oğullarına gönderdi. Büdeyl bin Verkâ görevini yapıp geri döndükten sonra Tebük Seferi’ne iştirak etti.

Bazı siyer yazarları Büdeyl bin Verkâ’nın Resûlullâh (s.a.v),den önce Gaziy’de vefat ettiğini bildirmekte iseler de, bazıları da Sıffın Savaşı’nda şehid edildiğini ve bazılarıda hayır bu doğru değil Sıffında şehid olan onun oğlu Abdullah bin Büdeyl bin Verkâ’dır. Bu rivayet daha uyğun ve daha sahih dir.

Büdeyl bin Verkâ’nın vefat tarihi kesin olarak bildirilmediği için nerede vefat etmiş olduğuda bilinmemektedir. Âilesinin adı ve çocukları hakkında elimizde geniş bir kayıt yoktur. Ancak, Abdullah bin Büdeyl bin Verkâ, Osman Nafi ve Seleme adında dört tane oğlunun bulunduğu kesin olarak bilinmektedir. Kendilerinden hadis rivayeti yapılamamıştır. 1

Bazı kaynaklar da ise şöyle denilir:

Arab dahilerinden biri olduğu söylenen Büdeyl bin Verkâ’nın Mekke fethinde Müslüman olduğuna dair rivayetler bulunmakla beraber bütün Huzâalılar’ın Hudeybiye Andlaşması’ndan sonra İslâmiyeti kabul ettiği dikkate alınırsa, İbn-i Hacer’in de kaydettiği gibi Büdeyl (r.a)’ın fetih yılından önce Müslümanlığı kabul ettiği anlaşılır. Resûlullâh (s.a.v), onun Müslüman olması için daha önce Büdeyl bin Verkâ’ya bir mektub gön-dermiş, Resûlullâh’ın Hz.Ali’ye yazdırdığı bu mektub sonraki yıllarda bu âilenin iftihar vesilesi olmuştur.

Torunu Abdullah bin Seleme, şöyle nakleder:

“-Bana babam Büdeyl bin Verkâ, bir mektub verdi ve şöyle dedi:

      “-Oğlum! Bu, Resûlullâh’ın mektubudur. Ona özen gösterin. Bu mektub aranızda olduğu sürece iyilik sizinle birliktedir!”

Oğlu Abdullah bin Büdeyl babasından şöyle nakleder:

“-Mekke fethi günü Resûlullâh (s.a.v) yanaklarımdaki sakalımdaki siyah kılları görünce bana:

      “-Büdeyl! Yaşın kaç?”diye sordu.

      “-Doksan yedi!”dedim. şöyle buyurdular:

      “-Allâh, senin güzelliğini ve sakalındaki siyahlığını artırsın!” 2

Mekke feth edildiği gün Resûlullâh (s.a.v) Mekkeliler’e eman verirken Büdeyl’ın evine sığınanların da canlarını kurtarmış olacaklarını ilan etti. daha sonra Büdeyl kabilesiyle birlikte Huneyn Savaşı’na katıldı. Bu savaşta elde edilen esirlerle ğanimet mallarının Ci’râne’ye götürülüp orada korunması görevini Resûlullâh (s.a.v) Büdeyl’e verdi. Bu görevin başka sahâbilere verildiği de rivâyet edilmektedir. Tebük Seferi’nde de bulunan Büdeyl’in vefat tarihi hakkında çeşitli rivâyetler vardır.

Büdeyl bin Verkâ’nın Sıffın’da vefat ettiğine dair rivâyet pek doğru değildir. Zira Sıffın Savaşı’nda şehid düşen Büdeyl’in oğlu Abdullah’dır. Resûlullâh (s.a.v)’den önce vefat ettiğine dair rivayetler daha kuvvetlidir.

Resûlullâh (s.a.v)’ın, Büdeyl bin Verkâ (r.a)’a Vedâ Haccı esnasında, Mina günleri diye de anılan kurban bayramının ilk günleride oruç tutulmayaca-ğını söylemesi ve bugünlerin yeme içme günleri olduğunu Müslümanlara duyurmasını emretmesinden, ayrıca Resûlallâh (s.a.v)’den önce öldüğü rivayetinden haraketle onun Hicri 11. Miladi 632 yıllarında vefat ettiği sonucu çıkarılabilir.

Bu sebeble Ebü’ş-Şeyh’in Büdeyl’i İsfahan fatihle-rinden biri olarak göstermesi de doğru değildir. Büdeyl’den oğlu Selem ile Habibe bint-i Şerik hadis rivayet etmişlerdir. 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Asâb-ı Kirâmı’ın Meşhurları,Hayati Ülkü, Sebat yayınları-İst.1982-sayfa-262-264 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-1-208-No-614 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-6-482