Bilal Bin Haris El-müzeni

Medine ehlinden olan ve Resûlullâh (s.a.v)’e akik taşları kesen Bilâl bin Hâris’in mensub olduğu Müzeyne Kabilesi, Medine şehrinin arkasında Medine ile Mekke arasındaki el-Eş’ar’da ikamet eden bir kabile idi. Takriben Miladi 601 yıllarında kabilesi’nin ikamet etmiş olduğu yerde dünyaya geldi.

Bilal Bin Haris El-müzeni

Bilâl Bin Hâris El-müzeni
بـِـلا َلُ بْــنُ اْلـحَــا ِرثُ اْلـمُــزَنِــي


 Baba Adı    :    Hâris bin Ûsam.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 601 yılların da, Medine yakınlarında kendi yurdunda doğmuştur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 60. Miladi 680 yılında, 80 yaşlarında Basra’da vefat etti. Kabri, Basra bölgesindedir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Hâris bin Bilâl.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Hudeybiye Sonrasında ki Seferler.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    8 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Bilâl bin Hâris bin Ûsam bin Said bin Kurre bin Halvet bin Sâ’lebe bin Sevr bin Hudme bin Latm bin Osman bin Amr bin Ed bin Tabiha.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Abdurrahman el-Müzeni’dir.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Bilâl Bin Hâris El-müzeni Hayatı

Medine ehlinden olan ve Resûlullâh (s.a.v)’e akik taşları kesen Bilâl bin Hâris’in mensub olduğu Müzeyne Kabilesi, Medine şehrinin arkasında Medine ile Mekke arasındaki el-Eş’ar’da ikamet eden bir kabile idi. Takriben Miladi 601 yıllarında kabilesi’nin ikamet etmiş olduğu yerde dünyaya geldi. Daha sonra bu kabilenin ileri gelenlerinden olan Bilal bin Haris Hicretin beşinci yılında Müzeyne elçileriyle birlikte Resûlullâh’a geldi. Bilâl bin Hâris Medine ile Mekke arasındaki el-Eş’ar’da ikamet etmekteydi.

Medine’ye geldiğinde, Resûlullâh (s.a.v), kendisine Akik Vâdisi’nde sel sularının yarıp genişlettiği su yatağını, “Akiku’l-Medine” denen yeri verdi. Orayı savaşlarda kullanılan atlarla develerin yaylağı olan Müzeyne kabilesinin sınırları içindeki “Naki” adlı otlağı korumakla görevlendirdi. Çok iyi bir binici olan Bilâl bin Hâris (r.a), Naki’de yapılan yarışmada Resûlullâh’ın devesini koşturdu. Ve yarışı kazandı.

Dümmetü’l-Cendel Seferine katıldı. Resûlullâh (s.a.v) onu, Mekke fethi öncesinde Ramazan ayında Medine’ye gelmelerini temin etmek üzre Müzeyne kabilesine haberci olarak gönderdi. Mekke fethine 1000 kişilik bir kuvvetle katılan, Müzeynelilerin üç sancaktarından biri idi. 1

Bu üç sancaktar kişiler; Nu’man bin Mukarrin, Abdullah bin Amr, ve Bilâl bin Hâris idiler. Bilâl bin Hâris, Mekke fethi’nden hemen sonra Huneyn Gazvesi’ne iştirak etti. Ardından da, Tâif Kuşatması’na katıldı. Daha sonra, Resûlullâh (s.a.v) ile Medine’ye geri dönmüş ve Medine’de ikamet etmeye başlamıştır.

Bilâl bin Hâris (r.a), Tebük Seferi’nde bulunduktan sonra Resûlullâh ile birlikte Vedâ Haccı’na gitmiştir. Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından sonra Birinci halfe Hz.Ebu Bekr zamanında mürtedlerle yapılan savaşlara aktif olarak iştirak etmiştir.

İkinci halife Hz.Ömer (r.a) zamanında, Irak tarafında birkaç savaşta bulundu özellikle de Kadisiye Savaşı’nda büyük kahramanlıklar gösterdi. Miladi 647-648 yıllarında İfrikiyye Savaşları’nada aktif olarak katıldı ve yine Müzeyne kabilesinin sancaktarlığını yaptı. Kuzey Afrika’nın Atlas okyanusuna kadar olan yerlerin fethinden sonra tekrar Medine’ye geldi.

Medine ve havalisi şiddetli kıtlık çektigi yıllarda Bilal bin Haris (r.a) Medine de bulunuyordu. Kıtlığa bir çare bulamayan halife Hz.Ömer (r.a) düşünmek ve bir çare bulmak için evine kapanmış kimse ile görüşmüyor-du. Bu sırada Bilal bin Hâris (r.a) gelerek Ömer (r.a)’ın huzuruna girmek için izin istemiş ve girmiş. Aralarında şöyle konuşma olmuştur.

Bu olayı Sahabeden Abdurrahman bin Kâ’b bin Malik (r.a) en geniş şekilde şöyle anlatıyor :

“-Medine civarında kıtlık olmuştu. Vahşi hayvanlar köy ve kasaba-lara kadar geliyor, halk’da koyunlarını keserek kıtlığa karşı koymaya çalışıyordu. Ama kestikleri koyunları pis kokudan dolayı yiyemiyorlardı. Halk çok fakirleşmişti. Bu durum karşısında halife Hz.Ömer içeri kapan-mış kimse ile görüşmüyordu. Bir defasında da Bilâl bin Hâris el-Müzeni, gelerek Hz.Ömer’in huzuruna girmek için izin istedi:

“-Ben, Resûlullâh’in sana gönderdiği elçiyim! Resûlullâh sana:

      “-Ömer! Ben, seni akıllı biri olarak biliyorum ve hala da öyle kabul ediyorum. Yağmur duası için Şimdi sana ne oldu!”diyor, dedi.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Bu rüyayı ne zaman gördün?” diye sordu.

Bilal bin Hâris el-Müzeni:

      “-Dün gece!”diye cevap verince, Hz.Ömer (r.a) hemen:

      “-Toplanın!”diye nida ettirdi.

Müslümanlara iki rekat namaz kıldırdı sonrada halka hitaben:

      “-Ey insanlar! Allâh aşkına! Benim yaptıklarımdan daha iyisini bili-yor musunuz?”dedi.

Oradakiler:

      “-Hayır!”dediler.

      “-Bilâl bin Hâris, şöyle bir nidada (talebde) bulunuyor!”dedi.

Bunun üzerine Cemaat:

      “-Bilâl doğru söylüyor! Müslümanların çektiği sıkıntıları görüyor-sun, Allâh’dan Müslümanlar için yardım iste!”dediler.

Hz.Ömer (r.a) derhal etraf valilerine elçiler gönderdi yardım istedi.. Hz.Ömer (r.a) daha önce buna teşebbüs etmemişti:

      “-Allâhü Ekber! Belâ (kıtlık) sona erdi. Allâh belânın kalkmasını istediği zaman kulun isteği yerine getirilir!”dedi.

Valilere de ferman yazarak:

      “-Medine ve civarındaki halka yardım ediniz. Çünkü onlar sıkıntı içindeler!”dedi.

Kendisi’de Müslümanları yağmur duasına çıkarttı. Dua yerinde Hz.Abbas da onunla beraber yürüyerek gitti. Hz.Ömer (r.a) orada veciz bir konuşma yaptı, sonra namaz kıldırdı. Diz çökerek şöyle dua etti:

      “-Allâh’ım sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım isteriz. Bizleri, affet! Bize acı! Bizden hoşnut ol!”

Daha sonrada Hz.Abbas’ın elinden tutub kürsiye çıkardı:

      “-Yarabbi bu el, Resûlünün amcasının elidir. Onun hürmetine bize yağmur ver!”dedi. Hz.Abbas’ın duasından sonra geri döndüler.

Fakat, yerlerine varmadan yağmur başlayıp, etraf yağmur birikintileri ile dolup taştı.

Asım bin Ömer İbn-i Hattab’dan gelen diğer bir rivayettede şu farklılık vardır;

“-Müzeyne kabilesinden biri bedevi arkadaşlarından birine:

      “-Kıtlık var, sıkıntı içindeyiz. Bize bir koyun kes!”dedi.

Adam koyunu kesti, fakat, et namına bir şey yoktu. Eti kemikten sıyırdılar. Bu durum karşısında adam:

      “-İmdat ya Muhammed!”diye bağırdı.

Bunun üzerine gece rüyasında Resûlullâh (s.a.v) kendisine gelerek:

“-Yağmuru müjdele! Ömer’e git, selâmımı söyle Ona:

      “-Kendisi ile andlaştığımızı, kendisinin de andlaşmasına sadık ve akidlerine son derece bağlı olduğunu; Ömer, aklını başına al! Aklını başına al! dediğimi söyle!”dedi.

Adam Hz.Ömer’in kapısına gelerek kapıdaki hizmetçiye:

      “-Resûlullâh (s.a.v)’ın elçisinin içeri girmek için izin istediğini söyle!”dedi. 2

Bu olayın gerisi zaten yukarıda anlatıldığı gibi gelişti. Bu olaylar-dan sonra, Bilâl bin Hâris (r.a), Basra taraflarına giderek vefat edene kadar orada kaldı. Son yıllarını Basra’da geçirdi. 80 yaşlarında iken Hicri 60. Miladi 680 yıllarında, Basra da vefat etti. Kabri, Basra bölgesindedir. Bilâl bin Hâris (r.a)’in çocukları hanımı ve âile bireyleri hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır.

Kendisinden sekiz tane hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadisleri’de oğlu Hâris ile Alkame bin Vakkas rivayet etmişlerdir. Rivayetleri Ahmed bin Hanbel’in el-Müsned’i ile İbn-i Hüzeyme ve İbn-i Hibban’ın Sahihlerinde ve bazı Sünen kitablarında yer almıştır. 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-6-153 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-2018 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-6-153