Beşir Bin Sa’d Bin Sâ’lebe

Beşir bin Sa’d, bin Sâ’lebe (r.a) Medine dünyaya gelmiştir. Babası Sa’d bin Sâ’lebe olub, Annesi ise: Enise bint-i Halife bin Adiy bin Amir bin İmrülkays bin Mâlik el Eğarr’dır.

Beşir Bin Sa’d Bin Sâ’lebe

Beşir Bin Sa’d Bin Sâ’lebe
بَــشِــيــرُ بْــنُ سَــعْــدُ بْــنُ ثـَعْــلَـبَـة


 Baba Adı    :    Sa’d bin Sâ’lebe.
 Anne Adı    :    Enise bint-i Halife bin Adiyy bin Amir, bin İmrülkays, bin Mâlik, el Eğarr.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 12. yılının sonu, Miladi 633 yılında Aynü’t-temr Savaşı’ında şehid olduğu rivayet edilir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Amre bint-i Revahâ.
 Oğulları    :    Nu’man bin Beşir.
 Kızları    :    Übeyye.
 Gavzeler    :    Bedir, Uhud, Hendek, Kureyza, Mekke’nin Fethi, Huneyn, Tebük,
 Muhacir mi Ensar mı    :    2. Akabe bayatında bulunan Ensâr dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Beşir bin Sa’d bin Sâ’lebe bin Hullas bin Zeyd bin Mâlik bin Sâ’lebe bin Kâ’b bin el-Hazrec bin el-Hâris bin el- Hazreci el-Bedri.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Nu’man.
 Kimlerle Akraba idi    :    Abdullah bin Revahâ, ile karşılıklı kayın enişte olurlar dı. Ayrıca. Sahabeden Nu’man bin Bişr’in babasıdır.



Beşir Bin Sa’d Bin Sâ’lebe Hayatı

Beşir bin Sa’d, bin Sâ’lebe (r.a) Medine dünyaya gelmiştir. Babası Sa’d bin Sâ’lebe olub, Annesi ise: Enise bint-i Halife bin Adiy bin Amir bin İmrülkays bin Mâlik el Eğarr’dır. Kabile ve soyu: Beşir bin Sa’d bin Sâ’lebe bin Hullas bin Zeyd bin Mâlik bin Sâ’lebe bin Kâ’b bin el-Hazrec bin el-Hâris bin el-Hazreci el-Bedri’dir. Ayrıca sahâbe’nin ilerde gelen-lerinden Nu’man bin Bişr’in babası, künyesi ise; Ebû Nu’man dır. Bu künyeyi’de büyük oğlu Nu’man’ın ismine izafeten almıştır.

Beşir bin Sa’d (r.a)’ın kız kardeşi, Amre bint-i Sa’d, Abdullah bin Revâha ile evli idi. Abdullah bin Revaha’nın bacısı Amre bint-i Revaha da Beşir bin Sa’d’ın hanımı olurdu. İkisi arasında karşılıklı kayın enişte akrabalık bağı bulunmaktaydı. Beşir bin Sa’d’ın kardeşi, meşhur sahabe-den olan Semâk bin Sa’d idi.

Câhilliye devrinde Arablar arasında yazı yazan pek az bulunurken Beşir bin Sa’d (r.a), yazı yazardı. Beşir bin Sa’d ikinci Akabe beyatında bulunmuş ve bir çok savaşlara katılmıştır. Hz.Ebu Bekir (r.a) hilafete seçilirken ilk bey’at eden Ensâr kişi oldu. Beşir bin Sa’d Hz.Ebu Bekir devrinde Aynet, Temr’de yapılan savaşta şehid olmuştur. 1

Beşir bin Sa’d (r.a), İkinci Akabe beya’tında Resûlullâh ile Akabe de buluşarak İslâmiyet’i kabul eden ve Resûlullâh’a bey’at eden Ensâr’ın ile-ride gelenlerinden biridir. Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte Bedir Ğazvesi’ne iştirak ederek, Bedir Ashâbı’ndan olma şeref ve sıfatını kazanmıştır. Uhud ve Hendek Savaşları’na ve diğer bütün savaşlara katılmıştır.

Beşir bin Sa’d’ın kızı ve Nu’man bin Beşir’in kız kardeşi der ki:

“-Hendek kuşatması günü, Annem Amre bint-i Revahâ beni çağırdı. Eteğime iki üç hurma koyduktan sonra:

      “-Kızcağızım git. Baban ile Dayın Abdullah bin Revaha’nın gıdalarını kendilerine ver!”dedi.

Onlara giderken. Resûlullâh (s.a.v)’e rastladım. Babam ile dayımın nerede olduklarını sordum!”

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Kızcağızım beri gel, ne yapacaksın? Yanındaki nedir?”buyurdular.

      “-Yâ Resûlâllâh! Bu hurmadır. Annem, bunu, babam Beşir bin Sa’d ile dayım Abdullah bin Revaha’ya yesinler diye gönderdi!”dedim.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Getir onu!”buyurdular.

Ben de onu Resûlullâh (s.a.v)’ın iki avucuna döktüm, avuçlarını bile doldurmadı. Sonra, bir örtü getirilmesini emrettiler. Örtü getirilib serildi. O hurmayı ona örtüye koyduktan sonra örtünün üzerine yayıp dağıttı, yanındakilere:

      “-Yiyecek yemeye geliniz! Hendek halkına da, sesleniniz. yemeğe gelsinler!”buyurdular.

Hendek halkı toplanıp ondan yemeğe koyuldular. Hurmalar yendik-çe artmış örtünün etrafına dökülüp taşmıştı!” 2

Beşir bin Sa’d, Hendek Ğazvesi’nden sonra Benî Kurayza kuşat-masına iştirak etmiştir.

Beşir bin Sa’d, zaman, zaman Resûlullâh (s.a.v)’e suâller sorardı. Bir defasında şöyle bir suâl sordu:

      “-Yâ Resûlallâh! Cenâb-ı Hak, bize, senin üzerine salâvat getirme-mizi emretti. Acaba sana nasıl salâvat getireceğiz?”

Resûlullâh (s.a.v) bir müddet sükût etti, hiç cevab vermedi. Bunun üzerine sahâbîler, Beşir bin Sa’d’e karşı hoşnutsuzluklarını belirttiler.

      “-Keşke bunu hiç sormasaydı!”diye düşündüler.

Fakat biraz sonra, Resûlullâh (s.a.v):

      “-Salli ve Bârik!”dualarını okudu. Namazların teşehhüdün’de oku-duğumuz salavatları okudu. ve böyle salâvat getirmelerini istedi”

Böylece Beşir bin Sa’d’in suâli üzerine sahabiler Resûlullâh (s.a.v)’e nasıl salâvat getirileceğini öğrenmiş oldular.

Beşir bin Sa’d’ın Fedek’te Beni Mürrelere Gönderilmesi:

Bu sefer, Hicretin yedinci yılında şaban ayında yapılmıştır. Hicretin beşinci yılında, Resûlullâh (s.a.v)’i ve İslâmiyet’i kökten yok etmek üzere Kureyş müşriklerinden Ebû Sûfyan bin Harb’in kumandası altında gelip Medine’yi Hendek,de kuşatma altına alan on bin kişilik ordunun dört yüz kişisini Mürre Oğulları teşkil etmişlerdi. Bunlar, Hâris bin Avf’in, kum-andası altında idiler.

Resûlullâh (s.a.v), otuz kişilik bir birliği, Beşir bin. Sa’d’in kuman-dası altında Mürre Oğullarına yolladı. Mürre Oğulları, Fedek’e komşu idiler, işleri, güçleri ora ile olurdu. Beşir bin Sa’d, yolda davar çobanla- rına rastladı. Mürre oğullarının nerede bulunduklarını onlara sordu.

Çobanlar:

      “-Onlar, vadileri’nde dirler!”dediler.

Gerçekten, o sırada, susuzluk yüzünden, Mürre Oğulları, kışlık vadilerine çekilmiş bulunuyorlardı. Beşir bin Sa’d (r.a), Mürre Oğullarının, oralarda bulabildikleri davar, deve ve sığırlarını Medine’ye doğru sürüp yol almağa başladılar. Çobanlardan birisi:

      “-İmdad! İmdad!”diye bağırdı.

Hemen koşub giderek durumu, Mürre Oğullarına haber verdi. Mürre Oğulları, Medine’ye yönelen İslâm birliğinin ardından pek çok sayıda adamlarını koşturdular. Geceleyin İslâm birliğine yetiştiler. Birden baskın yaptılar. Sabah oluncaya ve Müslümanların okları tükeninceye kadar çarpıştılar. Sabahleyin, ani ve hep birden Müslümanların üzerine saldırdılar. Beşîr bin Sa’d’in arkadaşları şehid oldular.

İçlerinden kurtulup dönebilen döndü. Beşir bin Sa’d, olanca gücü ve hıncıyla çarpışa, çarpışa yere ölü gibi baygın düştü. Canlı olub olmadığını anlamak için, ayak topuğuna vuruldu. Kımıldamayınca.

      “-Bu adam ölmüştür!”denilib bırakıldı. Mürre Oğulları, davar, deve ve sığırlarını geriye çevirip yurtlarına döndüler.

İslam birliğinden sağ olarak Medine’ye kadar gelip başlarına geleni Resûlullâh (s.a.v)’e ilk haber veren, Ukbe bin Zeydü’l-Hârisi oldu. Beşîr bin Sâ’d ise, şehidler arasında akşama kadar kaldı. Akşam olunca, canını dişine alarak Fedek’e kadar gelib ulaştı. Orada, bir Yahudi’nin yanında günlerce kaldı. Yaraları, iyileşti. Yola gidebilecek gücü kazandı. Sonra dönüp Medine’ye geldi!” 3

Beşir bin Sa’d’ın, Cinab’a Gönderilmesi:

Yümn ve Cinab seferi, Hicretin yedinci yılı, şevval ayında vuku bul-muştur. Cinab; Ğatafanların topraklarından, Fezâre Oğullarının, Medine ile Fevd arasındaki yurtlarındandır. Hayber Seferi sırasında kılavuzluk yapmış olan Eşca kabilesinden Huseyl bin Nüveyre, Medine’ye gelmişti.

Resûlullâh (s.a.v) ona:

      “-Arkanda bıraktığın yerlerden ne haber var?”diye sordu.

Huseyl bin Nüveyra:

“-Ğatafanları, Cinab’da toplanmış olarak bırakmış bulunuyorum. Uyeyne bin Hısn, onlara:

      “-Siz mi bizim yanımıza geleceksiniz, yoksa, biz mi sizin yanınıza gelelim?”diye haber salmış.

Onlar da:

      “-Sen, bizim yanımıza gel de, hep birlikte Muhammed’in Üzerine yürüyelim!”diye haber salmışlar.

      “-Yâ Resûlallâh! Onlar, yâ seni, ya da yanındakilerden bazılarını öldürmek istiyorlar!”dedi.

Bunun üzerine, Resûlullâh (s.a.v) Hz.Ebû Bekr ile Hz.Ömer’i, yanı- na çağırdı. Aldığı haberi, onlara anlattı. Her ikisi de:

      “-Beşir bin Sa’d’ı yolla!”dediler.

Resûlullâh (s.a.v) Beşîr bin Sa’d’i, çağırdı. Ona, bir sancak bağladı. Yanına, üç yüz kişi katarak onu hemen yola çıkardı. Huseyl bin Nüveyre-yi de, kılavuz olarak yanlarına kattı. Geceleri, yürüyüp, gündüzleri, giz-lenmelerini, kendilerine emretti. Mücahidler, Hayber’in aşağılarına kadar ilerlediler. Cinab taraflarında, Fedek’le Vâdilkurâ arasındaki Yümn (veya Yemn) ve Cebar’a eriştiler. Cebar, Ğatafanların, Cinab tarafındaki toprak-larındandır. Mücahidler, Selâh mevkiinde konakladılar.

Selah, Hayber’in aşağısında bir yerdir. Mücahidler, Selah’dan ayrıl-arak ilerlemeğe devam ettiler. Ğatafanlara yaklaştılar. Kılavuz Hüseyl:

      “-Ğatafanlarla aranızdaki uzaklık, bir günün üçte biri, veya yarısı kadardır. İsterseniz, siz, gizleniniz, ben, sizin casusunuz olarak gidip edi-neceğim haberleri size getireyim? İsterseniz, hep birlikte gidelim?”dedi.

Mücahidler:

      “-Hayır! Önce, seni ileri gönderelim!”dediler,

Huseyl’i oraya gönderdiler. Huseyl, bir müddet ğayb olduktan sonra geriye dönüp, şöyle dedi:

      “-Onların yaylım hayvanlarının ilk kısımları şuradadır. Baskın yapıp onları ele geçirmek ister misiniz?”

Mücahidler:

      “-Önce, onların ğanimet mallarını ele geçirelim. Sonra da. Ğatafan-ları araştıralım!”dediler.

Deve ve sığır gibi büyük baş yaylım hayvanlarına baskın yaptılar. Çobanlar, ordan dağılarak hızla uzaklaştılar. Pek çok hayvan ele geçirildi. Mücahidlerin elleri, ğanimet mallarından dolup taştı. Ğatafan cemaâtları, önce, çarpışmağa hazırlandılar. Sonra, dağıldılar. Sonra, tekrar hazırlanıb yurtlarının yüksek yerlerine sığındılar.

Beşîr bin Sa’d, Mücahidlerle birlikte, Ğatafanların konak yerlerine gitti. Fakat, orada hiçbir kimseyi bulamadı. Ele geçirdikleri ğanimet mal-ları ile birlikte geri döndüler. Selah mevkiine geldikleri sırada, Uyeyne bin Hısn’ın casusuna rastladılar ve onu tutub öldürdüler. Sonra, Uyeyne bin Hısn’ın cemaatına rastladılar. Uyeyne, mücahidlerin, Ğatafanları kaçı-rıb mallarını iğtinam ettiklerini bilmiyordu. Mızrak ve kargılarla çarpış-maya giriştiler. Uyeyne bin Hısn’ın cemaatı bozuldu, dağıldı.

Mücahidler, onların artlarına düştüler, iki kişi yakaladılar. Uyeyne ile adamları, her tarafa kaçışıb kurtuldular. Mücahidler, aldıkları esirleri Medine’ye getirdiler. Esirler, Müslüman olunca. Resûlullâh (s.a.v) onları, yurtlarına geri gönderdi!” 4

Beşir bin Sa’d (r.a), bu seferden döner dönmez Hicri 7. yılın Zilkade ayında Miladi 629 yılının Mart ayında bir yıl önceki Hudeybiye andlaş-ması’na uyğun bir şekilde yapılacak olan, Umre, Umretü’l-Kaza seferinde Resûlullâh (s.a.v)’ın muhtemel bir savaşı taşkınlığı dikkate alarak ihtiyat olarak yanında götürdüğü silahları muhafaza etme görevini Beşir bin Sa’d (r.a)’na verdi. Umrelerini emniyet içerisinde yaptılar.

Hicri 8. Miladi 630 yılında Mekke’nın fethinde aktif olarak bulundu. Bu fetih’den hemen birkaç gün sonra, Huneyn Ğazvesi’ne iştirak etmiştir. Tâif kuşatmasına katılmıştır. Bu seferlerden sonra Medine’ye döndükten sonra Hicri 9. yılda Resûlullâh (s.a.v), ile birlikte Tebük Seferi’ne zorluk ordusuyla birlikte gitmiştir.

Hicri 10. yılda yapılan Vedâ Haccı’nda bulunan Beşir bin Sa’d (r.a), Hicri 11. yılın, Rebiülevvel ayının onikinci Pazartesi günü, Miladi 632 yılının 8 Haziran Pazartesi günü, Resûlullâh (s.a.v)’in Medine’de vefatını gördü. O gün kendinden geçenlerden biri de o idi.

Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından sonra, Benî Sâidelerin bahçelerinin çardağının gölgeliğinde, İlk halife’nin seçimi için meydana gelen Ensâr ile Muhacir’in arasındaki ihtilaf’da, Ensâr’dan birinin halife olmasını ısrarla isteyen Medineli hemşerilerine rağmen, bu toplantıda, yapılan konuşmaların uzayacağına kanaat getirerek, işi kısa kesmek üzere, hemen Hz.Ebû Bekr (r.a)’e ilk halife olarak bey’at etmiştir.

İslâm tarihin’de, Benî Sâide sakıfası gölgeliğinde Hz.Ebû Bekr’e, halife olarak ilk bey’at eden, Ensâr sahabe olarak isim yapmıştır. Ve bunu gören Ashâb-ı Kiram’ın gerek Muhacir ve gerek Ensâr’ın ileride gelenleri sıraya girerek Ebû Bekr (r.a)’a bey’atlerini yapmışlardır. Böylece halifelik işi neticeye vardırılmış oldu. Ve, ardından hemen Resûlullâh (s.a.v)’in defn işleri ile uğraşılmıştır.

Birinci halife Hz.Ebû Bekr (r.a)’ın devrinde, Beşir bin Sa’d (r.a), Hicretin 11. ve 12. yıllarında, Miladi 632 ve 633 yıllarında Hâlid bin Velid (r.a) ile Irak ordularında bulunuyordu. Irak’ın Hire şehrinin fethin- de bulundu. Bir rivayete göre; Yemâme Savaşı’ndan dönüşte Hicri 13. yılda vefat etmiş, diğer bir rivayete göre ise; Hâlid bin Velid (r.a) ile bir-likte gitmiş olduğu Aynü’t-Temir’de şehid olmuştur. Bu olay, Hicrî 12. Miladi 633 yılında vuku bulmuştu.

Bazı rivayetlerde Beşir bin Sa’d’ın Hz.Ömer’in hilafet dönemine de yetiştiğini ve Hz.Ömer (r.a)’in bazı konularda konuşurken onu ikaz ettiği söylenir.

Hz.Ömer (r.a) halife olduğunda:

      “-Müslümanlar! Sizi yönetirken yanlış yaparsam bana karşı nasıl davranır ne yaparsınız?”dediğinde

Beşir bin Sa’d:

      “-Seni, eğri ok’u duvar deliklerinde doğrultumuz gibi doğrulturuz!”

Diyerek cesurca cevab vermiş olduğu da rivayet edilir. 5

Beşir bin Sa’d’ın. Nu’man adında bir oğlu ve bir de Übeyye adında bir kızı vardı. Diğer çocukları hakkında elimizde hiçbir bilgi yoktur. Hanımı ise, Nu’man’ın annesi Amre bint-i Revaha’dır.

Bir gün hanımının ısrarı üzerine oğlu Nu’man’ı alarak Resûlullâh’ın huzuruna geldi ve Nu’man’a bir köle bağışladığını, Resûlullâh’ın buna şahid olmasını arzu ettiğini söyledi. Resûlullâh (s.a.v), diğer çocuklarına-da aynı şekilde bağışlar yapıp onlar arasında eşit davranmadıkça bu nevi hibelerin uyğun olmayacağını belirtti. 6

Beşir bin Sa’d’dan, en fazla oğlu Nu’man, ve torunu Muhammed, rivayette bulunmuşlardır. Urve bin Zübeyr, Humeyd bin Abdurrahman ve Şa’bi’nin rivayetleri ise mürseldir. 7

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-6-79 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-12-215 
3- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-14-310 
4- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-14-317-319 
5- İbn-i Hacer, Tehzibü’t Tehzib-1-464 
6- Buhari, “Hibe” bahsi, Müslim “Hibat”-9-19 
7- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-6-6